Namaz Vakitleri
İstanbul
26 Rebîü'l-Âhir 1448
07 October 2026
İmsak
05:35
Güneş
07:00
Öğle
12:57
İkindi
16:09
Akşam
18:43
Yatsı
20:02
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîhi alâ külli hâlin ve fî külli hîn...Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîhi alâ külli hâlin ve fî külli hîn... Hamden kemâ yenbagî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih...Hamden kemâ yenbagî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih... Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ hayri halkıhî seyyidinâ ve senedinâ ve üsvetine’l-hasenetiVe’s-salâtü ve’s-selâmü alâ hayri halkıhî seyyidinâ ve senedinâ ve üsvetine’l-haseneti ve tâci ruûsinâ ve tabîbi kulûbinâ ve üsvetine’l-haseneti Muhammedini’l-Mustafâ...ve tâci ruûsinâ ve tabîbi kulûbinâ ve üsvetine’l-haseneti Muhammedini’l-Mustafâ... Ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi’l-cezâ...Ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi’l-cezâ... Emmâ ba’d:Emmâ ba’d: Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Allah cümlenizden râzı olsun...

Allah cümlenizden râzı olsun...
Biliyorum ki çok uzak yerlerden dahi gelenler var; taşradan,Biliyorum ki çok uzak yerlerden dahi gelenler var; taşradan, uzak beldelerden, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretleri'ninuzak beldelerden, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretleri'nin hadis-i şeriflerine rağbet ederek,hadis-i şeriflerine rağbet ederek, varislerine muhabbet ederek, kardeşlik ve ihvanlık duygularıyla, uhuvvetvarislerine muhabbet ederek, kardeşlik ve ihvanlık duygularıyla, uhuvvet saikasıyla, muhabbet saikasıyla buralara gelmişsiniz.saikasıyla, muhabbet saikasıyla buralara gelmişsiniz. Allah ecrinizi, mükâfâtınızı dünyada, ahirette ihsân eylesin...Allah ecrinizi, mükâfâtınızı dünyada, ahirette ihsân eylesin... Tabakàtü's-Sûfiyye...

Tabakàtü's-Sûfiyye...
Ebû Abdirrahmân es-Sülemî'nin meşhurEbû Abdirrahmân es-Sülemî'nin meşhur tasavvufi kaynak kitabı Tabakàtü's-Sûfiyye'yitasavvufi kaynak kitabı Tabakàtü's-Sûfiyye'yi okumak üzere burada toplandık.okumak üzere burada toplandık. Âdetimiz her cumartesi toplanmak.Âdetimiz her cumartesi toplanmak. Fakat önümüzdeki -yarınki- cumartesi günü hocamız cennet-mekân, firdevs-âşiyânFakat önümüzdeki -yarınki- cumartesi günü hocamız cennet-mekân, firdevs-âşiyân Muhammed Zâhid-i Bursevî kaddesallahu sırrahu'l-azîz Hazretleri'nin vefatının sene-i devriyesi,Muhammed Zâhid-i Bursevî kaddesallahu sırrahu'l-azîz Hazretleri'nin vefatının sene-i devriyesi, 13 Kasım olduğu için bugün burada toplanıyoruz.13 Kasım olduğu için bugün burada toplanıyoruz. Yarın İskenderpaşa Camii'nde, onun vazife görürken irtihal eylediğiYarın İskenderpaşa Camii'nde, onun vazife görürken irtihal eylediği camide vazife yapacağımız için,camide vazife yapacağımız için, anmayı orada yapacağımız için,anmayı orada yapacağımız için, cumaya almış olduk Tabakàtü's-Sûfiyye kitabını okumamızı.cumaya almış olduk Tabakàtü's-Sûfiyye kitabını okumamızı. Bu kitabın güzel hikmetlerini,

Bu kitabın güzel hikmetlerini,
satırlarını, bilgilerini okumadan, izaha geçmeden öncesatırlarını, bilgilerini okumadan, izaha geçmeden önce başta Peygamber Efendimiz Muhammed-i Mustafâ aleyhi efdalü's-salavât ve ekmelü't-tahiyyât ve't-teslîmâtbaşta Peygamber Efendimiz Muhammed-i Mustafâ aleyhi efdalü's-salavât ve ekmelü't-tahiyyât ve't-teslîmât Hazretleri'nin ruh-u pâkine hediye olsun diye; sonra onun mübarek âlinin, ashabının, ezvacının,Hazretleri'nin ruh-u pâkine hediye olsun diye; sonra onun mübarek âlinin, ashabının, ezvacının, evladının, zürriyet-i tayyibesinin ve kendisinden sonra irşat vazifesini yapmaklaevladının, zürriyet-i tayyibesinin ve kendisinden sonra irşat vazifesini yapmakla muvazzaf, görevli ümmetin manevi halifeleri,muvazzaf, görevli ümmetin manevi halifeleri, eminleri, ümmetin emanet edildiğieminleri, ümmetin emanet edildiği mürşid-i kâmiller, sâdât ve meşâyih-ı turuk-ı aliyyemizin ruhları için;mürşid-i kâmiller, sâdât ve meşâyih-ı turuk-ı aliyyemizin ruhları için; Şu İstanbulumuzun medâr-ı iftiharı

Şu İstanbulumuzun medâr-ı iftiharı
ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in "İstanbul mutlaka fetholunacaktır,ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in "İstanbul mutlaka fetholunacaktır, mutlaka ele geçecektir, Müslümanlar tarafından alınacaktır.mutlaka ele geçecektir, Müslümanlar tarafından alınacaktır. Onu fetheden komutan ne iyi komutandır,Onu fetheden komutan ne iyi komutandır, onu fetheden ordu ne iyi ordudur"onu fetheden ordu ne iyi ordudur" diye işaret buyurmuş ve teşvik eylemiş olduğu için,diye işaret buyurmuş ve teşvik eylemiş olduğu için, buralara o hadis-i peygamberîyi kendisineburalara o hadis-i peygamberîyi kendisine rehber ve işaret telakki ederek gelmiş ve buralardarehber ve işaret telakki ederek gelmiş ve buralarda ahirete irtihal etmiş olanahirete irtihal etmiş olan hayyen ve meyyiten mücahit...hayyen ve meyyiten mücahit... Yani hayatında cihatla vaktini geçirmiş,Yani hayatında cihatla vaktini geçirmiş, vefatından sonra da "Beni düşmana en yakın yerde defnedin, tabutumu alın omuzlarınıza,vefatından sonra da "Beni düşmana en yakın yerde defnedin, tabutumu alın omuzlarınıza, düşmana saldırın, yaklaşabildiğiniz kadar ileriye giderek beni orada defnedin!"düşmana saldırın, yaklaşabildiğiniz kadar ileriye giderek beni orada defnedin!" diye vasiyet etmiş olduğundan, vefatından sonra da tabutunadiye vasiyet etmiş olduğundan, vefatından sonra da tabutuna onu yerleştirip öyle yaptıklarındanonu yerleştirip öyle yaptıklarından muhasara eden İslam mücahitleri,muhasara eden İslam mücahitleri, vefatında da mücahit olmuş oluyor.vefatında da mücahit olmuş oluyor. Yani hayatında düşmana saldırmış olduğu gibi, vefatından sonra da mübarek cenazesi düşmana saldırmış oluyor mücahitlerin arasında...Yani hayatında düşmana saldırmış olduğu gibi, vefatından sonra da mübarek cenazesi düşmana saldırmış oluyor mücahitlerin arasında... Onun için hayyen ve meyyiten mücahit olan,

Onun için hayyen ve meyyiten mücahit olan,
başımızın tacı, mihmandâr-ı peygamberî Hâlid ibn-i Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî Hazretleri'ninbaşımızın tacı, mihmandâr-ı peygamberî Hâlid ibn-i Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî Hazretleri'nin ve İstanbul'da medfun bulunan diğer sahabenin, tabiînin -rıdvânullâhi teâlâ aleyhim ecmaîn- salihlerin, velilerin,ve İstanbul'da medfun bulunan diğer sahabenin, tabiînin -rıdvânullâhi teâlâ aleyhim ecmaîn- salihlerin, velilerin, Allah'ın sevgili kullarının, bu beldeyi fethetmiş olan o hadis-i şerifteki medheAllah'ın sevgili kullarının, bu beldeyi fethetmiş olan o hadis-i şerifteki medhe ve müjdeye mazhar olmuş olan Fatih Sultan Muhammed Han Hazretleri'ninve müjdeye mazhar olmuş olan Fatih Sultan Muhammed Han Hazretleri'nin ve ordusunun mensubu mübarek mücahitlerin;ve ordusunun mensubu mübarek mücahitlerin; bu diyarları ve bundan ilerideki diyarları fethedip bize yadigar ve emanet bırakmış olan fatihlerin, şehitlerin,bu diyarları ve bundan ilerideki diyarları fethedip bize yadigar ve emanet bırakmış olan fatihlerin, şehitlerin, gazilerin, mücahitlerin ruhları için;gazilerin, mücahitlerin ruhları için; Şu civarda medfun bulunan nice büyük evliyaullahın, Abdülehad-i Nûrî Hazretleri'nin, Haydar Baba Hazretleri'nin,

Şu civarda medfun bulunan nice büyük evliyaullahın, Abdülehad-i Nûrî Hazretleri'nin, Haydar Baba Hazretleri'nin,
Şeyh Murad Hazretleri'nin ve şu içinde bu dersi yaptığımız güzel binanın banisiŞeyh Murad Hazretleri'nin ve şu içinde bu dersi yaptığımız güzel binanın banisi Nakşî meşâyihinden Selâmi Mustafa Efendi Hazretleri'nin ve hulefasının ruhları için;Nakşî meşâyihinden Selâmi Mustafa Efendi Hazretleri'nin ve hulefasının ruhları için; Ve uzaktan yakından buraya aşk ile, şevk ile gelmiş olan siz kardeşlerimizinVe uzaktan yakından buraya aşk ile, şevk ile gelmiş olan siz kardeşlerimizin ahirete göçmüş olan bütünahirete göçmüş olan bütün Müslüman ecdad u ceddat, aba u ümmehat, akraba u taallukatının, bütün geçmişlerinin,Müslüman ecdad u ceddat, aba u ümmehat, akraba u taallukatının, bütün geçmişlerinin, sevdiklerinin, gönüllerinden arzu ettiklerinin ruhları için; ruhları şâd olsun,sevdiklerinin, gönüllerinden arzu ettiklerinin ruhları için; ruhları şâd olsun, kabirleri nur dolsun, makamları âlâ, dereceleri yüksek olsun diye;kabirleri nur dolsun, makamları âlâ, dereceleri yüksek olsun diye; Ve biz yaşamakta olan,

Ve biz yaşamakta olan,
dâr-ı dünyada imtihanı devam etmekte olan mü'min kullarına da Rabbimizdâr-ı dünyada imtihanı devam etmekte olan mü'min kullarına da Rabbimiz tevfîkını refik eylesin, ömrümüzütevfîkını refik eylesin, ömrümüzü rızası yolunda geçirmeyi bizlere nasip eylesin,rızası yolunda geçirmeyi bizlere nasip eylesin, dünyamız ahiretimiz mamur olsun,dünyamız ahiretimiz mamur olsun, huzûr-u Rabbü'l-izzete sevdiği, razı olduğu kullar olarak varalım diyehuzûr-u Rabbü'l-izzete sevdiği, razı olduğu kullar olarak varalım diye bir Fatiha, üç İhlas-ı Şerif okuyupbir Fatiha, üç İhlas-ı Şerif okuyup o mübarek büyüklerimizin ruhlarına hediye edip ruhaniyetlerinden istimdat eyleyipo mübarek büyüklerimizin ruhlarına hediye edip ruhaniyetlerinden istimdat eyleyip manevi feyizlerini ve himmetlerini, teveccühlerini niyaz eyleyelim, buyrun: Bismillâhirrahmânirrahîm.manevi feyizlerini ve himmetlerini, teveccühlerini niyaz eyleyelim, buyrun:

Bismillâhirrahmânirrahîm.
Elhamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn...Elhamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn... Ebû Abdirrahmân es-Sülemî kaddesallahu sırrahu'l-azîz,

Ebû Abdirrahmân es-Sülemî kaddesallahu sırrahu'l-azîz,
büyük ve ciddi alim ve sûfi, meşhur bir zat-ı muhterem,büyük ve ciddi alim ve sûfi, meşhur bir zat-ı muhterem, Tabakàtü's-Sûfiyye kitabının 102. sayfasında,Tabakàtü's-Sûfiyye kitabının 102. sayfasında, 13. paragrafında diyor ki:13. paragrafında diyor ki: "Ve bi-hâze'l-isnâdi kàle Ahmedü""Ve bi-hâze'l-isnâdi kàle Ahmedü" Daha önceki sayfada bu sözlerin kimlerden geldiğini yazmıştı:Daha önceki sayfada bu sözlerin kimlerden geldiğini yazmıştı: "Ahbaranâ Ebû Ca'ferin Muhammedü'bnü Ahmedebni Saîdini'r-Râziyyü,"Ahbaranâ Ebû Ca'ferin Muhammedü'bnü Ahmedebni Saîdini'r-Râziyyü, kàle haddesenâ Ebu'l-Fadli'l-Abbâsü'bnü Hamzah,kàle haddesenâ Ebu'l-Fadli'l-Abbâsü'bnü Hamzah, haddesenâ Ahmedü'bnü Ebi'l-Havârî" demişti.haddesenâ Ahmedü'bnü Ebi'l-Havârî" demişti. İşte bu rivayet zinciriyleİşte bu rivayet zinciriyle Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî'nin şöyle dediğini rivayet ediyor.Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî'nin şöyle dediğini rivayet ediyor. Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî'nin hayatını daha önceki derslerde okumuştuk.

Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî'nin hayatını daha önceki derslerde okumuştuk.
Şimdi sözlerinin üzerinde, misaller üzerinde duracağız ve bugünŞimdi sözlerinin üzerinde, misaller üzerinde duracağız ve bugün Allah imkân verirse onun tercüme-i hali ve güzel sözleri,Allah imkân verirse onun tercüme-i hali ve güzel sözleri, hayatının manevi tecrübelerini aksettiren güzel irşatları,hayatının manevi tecrübelerini aksettiren güzel irşatları, irşat-âmiz sözleri bitmiş olacak.irşat-âmiz sözleri bitmiş olacak. Buyuruyor ki Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî isimli bu büyük sûfi,Buyuruyor ki Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî isimli bu büyük sûfi, büyük alim, büyük müttaki,büyük alim, büyük müttaki, salih kul: "İzâ marida kalbüke bi-hubbi'd-dünyâ ve kesreti'z-zünûbi,salih kul: "İzâ marida kalbüke bi-hubbi'd-dünyâ ve kesreti'z-zünûbi, fe-dâvihî bi'z-zühdi fîhâ ve terki'z-zünûb."fe-dâvihî bi'z-zühdi fîhâ ve terki'z-zünûb." "İzâ marida kalbüke" Yani, "Ey benim muhatabım olan"İzâ marida kalbüke" Yani, "Ey benim muhatabım olan aziz Müslüman kardeşim veya müridim veya dervişim veya okuyucum!" demiş oluyor.aziz Müslüman kardeşim veya müridim veya dervişim veya okuyucum!" demiş oluyor. "İzâ marida kalbüke" senin gönlün hastalandığı zaman..."İzâ marida kalbüke" senin gönlün hastalandığı zaman... Demek ki insanın bir bedeni var.

Demek ki insanın bir bedeni var.
Bu bedeni ayakta tutan, hayatta tutan bir ruhu var.Bu bedeni ayakta tutan, hayatta tutan bir ruhu var. Bir de insanın gönlü var; Arapçası kalb,Bir de insanın gönlü var; Arapçası kalb, Farsçası dil, Türkçesi gönül.Farsçası dil, Türkçesi gönül. Dil-i şeydâ diyoruz, Farsçada bu manadaki dil işte.Dil-i şeydâ diyoruz, Farsçada bu manadaki dil işte. İnsanın kalbi de demek ki hasta oluyor.İnsanın kalbi de demek ki hasta oluyor. Ruhi hastalıklar var, bedeni hastalıklar var, ruh hastalıkları diyoruz.Ruhi hastalıklar var, bedeni hastalıklar var, ruh hastalıkları diyoruz. Vücudun çeşitli uzuvlarının hastalıklarınınVücudun çeşitli uzuvlarının hastalıklarının hastanelerde tedavisi yapılmaya çalışılıyor.hastanelerde tedavisi yapılmaya çalışılıyor. Bu azası sağlam olduğu halde yine hasta olan insanlar var,Bu azası sağlam olduğu halde yine hasta olan insanlar var, bunlara da ruh hastası deniliyor;bunlara da ruh hastası deniliyor; onları da tedavi etmeye çalışıyor doktorlar.onları da tedavi etmeye çalışıyor doktorlar. Ama bir de gönlün hastalığı var, gönlün hastalanması var.

Ama bir de gönlün hastalığı var, gönlün hastalanması var.
Acaba insanın gönlü nasıl hastalanır?Acaba insanın gönlü nasıl hastalanır? Gönlün hastalıklarından birkaç misalGönlün hastalıklarından birkaç misal bulabilir miyiz, bilir miyiz, söyleyebilir miyiz?bulabilir miyiz, bilir miyiz, söyleyebilir miyiz? Kendisi söylüyor zaten: "İzâ marida kalbüke bi-hubbi'd-dünyâ"Kendisi söylüyor zaten: "İzâ marida kalbüke bi-hubbi'd-dünyâ" Dünyayı sevmekle kalbin, gönlün hastalandığı zaman;Dünyayı sevmekle kalbin, gönlün hastalandığı zaman; "Ve kesreti'z-zünûbi" Günahlarla, günahların çokluğu ile ve dünyayı sevmekle kalbin hastalandığı zaman;

"Ve kesreti'z-zünûbi" Günahlarla, günahların çokluğu ile ve dünyayı sevmekle kalbin hastalandığı zaman;
"Fe-dâvihî" Onu tedavi et!

"Fe-dâvihî" Onu tedavi et!
Bu hastalığın çaresine bak, ilacını kullan!Bu hastalığın çaresine bak, ilacını kullan! Onun ilacı nedir?Onun ilacı nedir? "Fe-dâvihî bi'z-zühdi fîhâ" Dünyayı reddetmek, dünyaya kıymet vermemek,"Fe-dâvihî bi'z-zühdi fîhâ" Dünyayı reddetmek, dünyaya kıymet vermemek, dünyadan yüz çevirmek, dünyalığadünyadan yüz çevirmek, dünyalığa gönül bağlamamak, dünyalıktan elini eteğini çekmek suretiyle zühd ile onu tedavi et;gönül bağlamamak, dünyalıktan elini eteğini çekmek suretiyle zühd ile onu tedavi et; "Ve terki'z-zünûb" Ve günahları bırakmakla tedavi et!

"Ve terki'z-zünûb" Ve günahları bırakmakla tedavi et!
Demek ki bu sözünden Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî kaddesallahu sırrahu'l-azîz'in anlıyoruz ki birDemek ki bu sözünden Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî kaddesallahu sırrahu'l-azîz'in anlıyoruz ki bir insanın gönlü dünyayı severse,insanın gönlü dünyayı severse, dünyalığı severse, hedefi bu dünya olursa hasta olur.dünyalığı severse, hedefi bu dünya olursa hasta olur. Günahları işliyorsa demek ki gönlü hastadır.Günahları işliyorsa demek ki gönlü hastadır. Sağlam gönül, sağlam kalpli, sağlam gönüllü bir insan günah işlemez.Sağlam gönül, sağlam kalpli, sağlam gönüllü bir insan günah işlemez. Kalbi hasta olduğu için insan günah işliyor.Kalbi hasta olduğu için insan günah işliyor. Günahlar hastalık alametidir.Günahlar hastalık alametidir. Tabii dünyanın ne olduğunu her fırsatta söylüyoruz.

Tabii dünyanın ne olduğunu her fırsatta söylüyoruz.
Yanlış bir anlama var Türkçemizde:Yanlış bir anlama var Türkçemizde: Dünya deyince millet yerküresini anlıyor.Dünya deyince millet yerküresini anlıyor. Meridyenleriyle, paralelleriyle, beş kıtasıyla, okyanuslarıyla dünyayı sanıyor.Meridyenleriyle, paralelleriyle, beş kıtasıyla, okyanuslarıyla dünyayı sanıyor. Ona dünya diyoruz çünkü bugünkü Türkçemizde.Ona dünya diyoruz çünkü bugünkü Türkçemizde. Halbuki Araplar ona dünya demez,Halbuki Araplar ona dünya demez, Araplar ona arz der:Araplar ona arz der: Semâvât ve'l-ard; semalar ve arz.Semâvât ve'l-ard; semalar ve arz. Arz diyordu, eskiden arz diyeArz diyordu, eskiden arz diye Türkçede de kullanılıyordu ama şimdi dünya deniliyor; dünya haritası,Türkçede de kullanılıyordu ama şimdi dünya deniliyor; dünya haritası, "Aç bakalım dünya haritasını, Amerika nerede?" diyor."Aç bakalım dünya haritasını, Amerika nerede?" diyor. Ama burada geçen, hadis-i şeriflerde geçen, Kur'an-ı Kerim'de geçen dünya bu değil!

Ama burada geçen, hadis-i şeriflerde geçen, Kur'an-ı Kerim'de geçen dünya bu değil!
Hadis-i şeriflerde geçen, Kur'an-ı Kerim'de geçen dünyaHadis-i şeriflerde geçen, Kur'an-ı Kerim'de geçen dünya içinde yaşadığımız bu alem,içinde yaşadığımız bu alem, bu hayat, şimdiki hayatımız...bu hayat, şimdiki hayatımız... Buna dünya deniliyor.Buna dünya deniliyor. Öldükten sonra gideceğimiz öbür aleme de ahiret deniliyor.Öldükten sonra gideceğimiz öbür aleme de ahiret deniliyor. Ahiretin karşılığı dünya.Ahiretin karşılığı dünya. Yani insanın dünyayı sevmesi o zaman ne demek oluyor?

Yani insanın dünyayı sevmesi o zaman ne demek oluyor?
Ahireti sevmeyip, ahireti düşünmeyipAhireti sevmeyip, ahireti düşünmeyip bu içinde bulunduğu hayatı sevmesi,bu içinde bulunduğu hayatı sevmesi, bu hayata bel bağlaması,bu hayata bel bağlaması, sadece bu hayatı gaye edinmesi,sadece bu hayatı gaye edinmesi, bunun için çalışması demek oluyor.bunun için çalışması demek oluyor. Tarifi böyle güzel yapıp da işin mahiyetini anlayınca

Tarifi böyle güzel yapıp da işin mahiyetini anlayınca
görürüz ki dünyadaki insanların çoğunun kalbigörürüz ki dünyadaki insanların çoğunun kalbi dünya sevgisiyle hasta zaten!dünya sevgisiyle hasta zaten! Kaç kişi var ahireti düşünen?Kaç kişi var ahireti düşünen? Kaç kişi var "Allah beni sevsin, ahiretim mamur olsun daKaç kişi var "Allah beni sevsin, ahiretim mamur olsun da ben Allah'ın sevgili kulu olayım, cennete gireyim deben Allah'ın sevgili kulu olayım, cennete gireyim de dünya hayatım ne olursa olsun...dünya hayatım ne olursa olsun... İster zindanda geçsin, ister sahrada geçsin, ister meşakkatli geçsin,İster zindanda geçsin, ister sahrada geçsin, ister meşakkatli geçsin, ister hastalıklı geçsin ama ben ahirette Allah'ın sevdiği bir kul olarak huzuruna varayım,ister hastalıklı geçsin ama ben ahirette Allah'ın sevdiği bir kul olarak huzuruna varayım, cennetine gireyim" diye düşünen kaç insan var?cennetine gireyim" diye düşünen kaç insan var? Hayatını buna göre tanzim eden kaç kişi var?

Hayatını buna göre tanzim eden kaç kişi var?
Ekseriyetle insanların kahir ekseriyeti, hem de çok büyük çoğunluğuEkseriyetle insanların kahir ekseriyeti, hem de çok büyük çoğunluğu bu hayatı hedef edinmiş;bu hayatı hedef edinmiş; hatta öbür hayata inanmıyor bile!hatta öbür hayata inanmıyor bile! İnandım diyen mü'minler inanıyor evet, öldükten sonra öteki alem var,İnandım diyen mü'minler inanıyor evet, öldükten sonra öteki alem var, insanın bedeni çürüse bileinsanın bedeni çürüse bile mezarda toprak olsa bilemezarda toprak olsa bile ruhu kalacak, ba'sü ba'de'l-mevt olacak,ruhu kalacak, ba'sü ba'de'l-mevt olacak, bu hayattan sonra bir dirilme olacak,bu hayattan sonra bir dirilme olacak, insanlar kabirden kalkacaklar, mahşer yerinde toplanacaklar,insanlar kabirden kalkacaklar, mahşer yerinde toplanacaklar, mahkeme-i kübrâda muhakeme olacaklar,mahkeme-i kübrâda muhakeme olacaklar, iyiler mükafatını görecek cennete gidecek,iyiler mükafatını görecek cennete gidecek, kötüler cezasını çekmek üzere cehenneme atılacak diye biliyor amakötüler cezasını çekmek üzere cehenneme atılacak diye biliyor ama bu bilgisinin gereği olan,bu bilgisinin gereği olan, bu bilgisi mucibince hayatını tanzim işini yapan yinebu bilgisi mucibince hayatını tanzim işini yapan yine ekall-i kalîl; yani azın da azı, çok az insan!ekall-i kalîl; yani azın da azı, çok az insan! Bu bilgisi ışığında hayatını tanzim eden yok.Bu bilgisi ışığında hayatını tanzim eden yok. İş yapıyor, yalan söylüyor.

İş yapıyor, yalan söylüyor.
Haram yiyor.Haram yiyor. Borcunu ödemiyor.Borcunu ödemiyor. Valla billa diyor, yemin ediyor yalan yere.Valla billa diyor, yemin ediyor yalan yere. Onu kandırıyor, bunu kandırıyor. Tartıyı eksik yapıyor, ölçüyü eksik yapıyor.Onu kandırıyor, bunu kandırıyor. Tartıyı eksik yapıyor, ölçüyü eksik yapıyor. Metreye hile karıştırıyor, kumaşa hile karıştırıyor, süte su katıyor.Metreye hile karıştırıyor, kumaşa hile karıştırıyor, süte su katıyor. Yani neden?Yani neden? Hem de inançlı!Hem de inançlı! Hem de adı Müslüman ismi, hem de arada camiye de geliyor.Hem de adı Müslüman ismi, hem de arada camiye de geliyor. Hem camiye geliyor namazı kılıyor,

Hem camiye geliyor namazı kılıyor,
hem bakkala gidiyor kasaya oturuyor içki satıyor!hem bakkala gidiyor kasaya oturuyor içki satıyor! Hem camiye geliyor namazı kılıyor,Hem camiye geliyor namazı kılıyor, hem televizyonun karşısına geçiyorhem televizyonun karşısına geçiyor dansözü seyrediyor, şarkıyı dinliyor!dansözü seyrediyor, şarkıyı dinliyor! Hem mecmuanın kapağını açıyor, gazetenin kapağını açıyor çıplak kadını seyrediyor,Hem mecmuanın kapağını açıyor, gazetenin kapağını açıyor çıplak kadını seyrediyor, hem de ibadetini bırakmıyor.hem de ibadetini bırakmıyor. Ne oluyor?Ne oluyor? Tezat oluyor!Tezat oluyor! Yanlış oluyor, yalan oluyor.Yanlış oluyor, yalan oluyor. Yani Müslümanlığı yalan oluyor, Müslümanlığı gerçek Müslümanlık olmuyor.Yani Müslümanlığı yalan oluyor, Müslümanlığı gerçek Müslümanlık olmuyor. O halde nasıl olacak bir insan?

O halde nasıl olacak bir insan?
Ahiret ehli olacak.Ahiret ehli olacak. Allah'ın rızasını düşünecek.Allah'ın rızasını düşünecek. Dünyanın menfaatini, dünyanın (metâını),Dünyanın menfaatini, dünyanın (metâını), dünyanın zevkini, ziynetini gönlünedünyanın zevkini, ziynetini gönlüne yerleştirmeyecek, hedefi o olmayacak.yerleştirmeyecek, hedefi o olmayacak. Tabii bir insan zengin olabilir ama helalinden zengin olur.

Tabii bir insan zengin olabilir ama helalinden zengin olur.
Tabii bir insan rahat yaşayabilir, güzel giyinebilir, güzel yemek yiyebilir...Tabii bir insan rahat yaşayabilir, güzel giyinebilir, güzel yemek yiyebilir... Soruyorlar: "Ya Resûlallah, insan güzel yemek yemeyi sever,Soruyorlar: "Ya Resûlallah, insan güzel yemek yemeyi sever, güzel giyinmeyi sever; bu da kibirlilik midir?"güzel giyinmeyi sever; bu da kibirlilik midir?" Hayır, kibirlilik bu değildir.Hayır, kibirlilik bu değildir. "İnnallâhe cemîlün yuhibbü'l-cemâl" Allah kendisi güzeldir, güzeller güzelidir, en güzeldir."İnnallâhe cemîlün yuhibbü'l-cemâl" Allah kendisi güzeldir, güzeller güzelidir, en güzeldir. Bütün güzellikleri yaratandır.Bütün güzellikleri yaratandır. Her en güzel sıfatın sahibidir, "İnnallâhe cemîlün yuhibbü'l-cemâl" güzelliği de sever.Her en güzel sıfatın sahibidir, "İnnallâhe cemîlün yuhibbü'l-cemâl" güzelliği de sever. O halde Müslüman da güzel olacak!

O halde Müslüman da güzel olacak!
Giyimi güzel olacak, yüzü güzel olacak, sözü güzel olacak, özü güzel olacak,Giyimi güzel olacak, yüzü güzel olacak, sözü güzel olacak, özü güzel olacak, kalbi güzel olacak, işi güzel olacak,kalbi güzel olacak, işi güzel olacak, bakışı güzel olacak, tatlı olacak, her şeyine herkes,bakışı güzel olacak, tatlı olacak, her şeyine herkes, dost düşman hayran kalacak!dost düşman hayran kalacak! Çünkü Müslüman madem Allah güzeldir, güzelliği sever, Allah'ın sevdiği güzelliği kendi üzerindeÇünkü Müslüman madem Allah güzeldir, güzelliği sever, Allah'ın sevdiği güzelliği kendi üzerinde tahakkuk ettirmeye çalışır Müslüman.tahakkuk ettirmeye çalışır Müslüman. Ama kibir nedir diyor?

Ama kibir nedir diyor?
"Hakkı kabul etmemek, doğru söylendiği halde onu kabul etmemek, ona karşı gelmek,"Hakkı kabul etmemek, doğru söylendiği halde onu kabul etmemek, ona karşı gelmek, yanlış yolda gitmektir" diyor.yanlış yolda gitmektir" diyor. Demek ki dünya sözünü böylece doğru anlayacağız.

Demek ki dünya sözünü böylece doğru anlayacağız.
Demek ki dünya sevgisi içimizde olmayacak demek,Demek ki dünya sevgisi içimizde olmayacak demek, insanın parasının pulunun olmaması demek değil; gönlüne dünyanın amaç olarak girmemesi demektir.insanın parasının pulunun olmaması demek değil; gönlüne dünyanın amaç olarak girmemesi demektir. Amacın ahiret olması, amacın Allah'ın rızasını kazanmak, gayenin Allah'ın rızasına ermek olması lazım!Amacın ahiret olması, amacın Allah'ın rızasını kazanmak, gayenin Allah'ın rızasına ermek olması lazım! Onun için bizim büyüklerimiz

Onun için bizim büyüklerimiz
bize bir cümle öğretmişler,bize bir cümle öğretmişler, diyorlar ki: "İlâhî ente maksûdî ve rıdâke matlûbî" diyeceksiniz.diyorlar ki: "İlâhî ente maksûdî ve rıdâke matlûbî" diyeceksiniz. Zikir esnasında "Allah Allah" derken zikri keseceksiniz, durup bu sözü söyleyeceksiniz.Zikir esnasında "Allah Allah" derken zikri keseceksiniz, durup bu sözü söyleyeceksiniz. Zikri tekrar edeceksiniz, edeceksiniz, edeceksiniz; durup yine bunu söyleyeceksiniz.Zikri tekrar edeceksiniz, edeceksiniz, edeceksiniz; durup yine bunu söyleyeceksiniz. Yine zikredeceksiniz, yine durup bunu söyleyeceksiniz.Yine zikredeceksiniz, yine durup bunu söyleyeceksiniz. "İlâhî ente maksûdî ve rıdâke matlûbî.""İlâhî ente maksûdî ve rıdâke matlûbî." "Ya Rabbi, benim arzum, gayem,"Ya Rabbi, benim arzum, gayem, maksûdum sensin, ben senin rızanı kazanmak istiyorum." Her işte böyle olması lazım.maksûdum sensin, ben senin rızanı kazanmak istiyorum." Her işte böyle olması lazım. Tabii her işte Allah'ın rızasını kazandı mı bir insan,

Tabii her işte Allah'ın rızasını kazandı mı bir insan,
kazanmayı düşündü mü, hedefi gayesi bu oldu mu,kazanmayı düşündü mü, hedefi gayesi bu oldu mu, o zaman başka insanlar gibi hareket etmez, başka türlü hareket eder.o zaman başka insanlar gibi hareket etmez, başka türlü hareket eder. Evliyaullah gibi hareket eder,Evliyaullah gibi hareket eder, peygamberler gibi hareket eder,peygamberler gibi hareket eder, sahabe-i kiram gibi hareket eder,sahabe-i kiram gibi hareket eder, mürşid-i kâmiller gibi hareket eder.mürşid-i kâmiller gibi hareket eder. O zaman iş değişir!O zaman iş değişir! Okuyun onların hayatını, onun için okuyoruz zaten.Okuyun onların hayatını, onun için okuyoruz zaten. Bu kitabı okuyuşumuzun sebebi hakikaten bu yolun büyükleri olan erenlerin,Bu kitabı okuyuşumuzun sebebi hakikaten bu yolun büyükleri olan erenlerin, evliyaullahın, ricalullahın, Allah'ın sevgilievliyaullahın, ricalullahın, Allah'ın sevgili kullarının hali nasıldır, sözü nasıldır, özü nasıldır bilelim diye.kullarının hali nasıldır, sözü nasıldır, özü nasıldır bilelim diye. Demek ki zühd sahibi olacak insan.

Demek ki zühd sahibi olacak insan.
Dünyaya metelik vermeyecek.Dünyaya metelik vermeyecek. Dünyalığı, dünyanın zevklerini gaye edinmeyecek;Dünyalığı, dünyanın zevklerini gaye edinmeyecek; onları itecek, arkasına atacak,onları itecek, arkasına atacak, ahirete teveccüh edecek, ahireti sevecek,ahirete teveccüh edecek, ahireti sevecek, cenneti kazanmaya çalışacak bir,cenneti kazanmaya çalışacak bir, günahlardan da terk edecek.günahlardan da terk edecek. Zorlayarak kendisini, sıkarak, canı istese bile terk edecek.Zorlayarak kendisini, sıkarak, canı istese bile terk edecek. İşte istediği halde bir insanın bir işi yapmaması, irade kuvveti...

İşte istediği halde bir insanın bir işi yapmaması, irade kuvveti...
Bu çok önemli bir şey ve İslam'ın, Müslümanlığın özü bu!Bu çok önemli bir şey ve İslam'ın, Müslümanlığın özü bu! Onun için Kur'an-ı Kerim'de Allah bizeOnun için Kur'an-ı Kerim'de Allah bize orucu emretmiş, Peygamber Efendimiz bildirmiş.orucu emretmiş, Peygamber Efendimiz bildirmiş. Bir ay egzersiz yapıyoruz;Bir ay egzersiz yapıyoruz; önümüzde yemek olduğu halde, su olduğu halde,önümüzde yemek olduğu halde, su olduğu halde, her türlü meşru helal nimetleri bir müddet karşımızda durduğu haldeher türlü meşru helal nimetleri bir müddet karşımızda durduğu halde almıyoruz, istifade etmiyoruz, yemiyoruz, içmiyoruz, faydalanmıyoruz o nimetten.almıyoruz, istifade etmiyoruz, yemiyoruz, içmiyoruz, faydalanmıyoruz o nimetten. Tutuyoruz kendimizi canımız çektiği halde.Tutuyoruz kendimizi canımız çektiği halde. Ağzımız kuruduğu halde, tepemizde güneşAğzımız kuruduğu halde, tepemizde güneş pırıl pırıl başımızı kaynattığı halde,pırıl pırıl başımızı kaynattığı halde, yanaklarımıza terler aktığı halde karşımızdaki suyu içemiyoruz.yanaklarımıza terler aktığı halde karşımızdaki suyu içemiyoruz. Karnımız gurul gurul guruldadığı halde, çok acıktığımız halde,Karnımız gurul gurul guruldadığı halde, çok acıktığımız halde, kurtlar gibi acıktığımız halde yemek yemiyoruz vesaire...kurtlar gibi acıktığımız halde yemek yemiyoruz vesaire... Neden?Neden? İrademizi kuvvetlendirmek için!İrademizi kuvvetlendirmek için! Allah orucu niçin farz kıldığını beyan ediyor: "Lealleküm tettekûn" Takva sahibi olabilesiniz diye; yani kendinizi korumasını,Allah orucu niçin farz kıldığını beyan ediyor: "Lealleküm tettekûn" Takva sahibi olabilesiniz diye; yani kendinizi korumasını, günahlardan tutmasını öğrenesiniz diye.günahlardan tutmasını öğrenesiniz diye. Bu bir egzersiz ama millet bunun egzersiz olduğunu bilmiyor

Bu bir egzersiz ama millet bunun egzersiz olduğunu bilmiyor
ve 11 ayın sultanı Ramazan geldiği zaman yaptığı şeyi, Ramazan dışındaki 11 ayda uygulamıyor.ve 11 ayın sultanı Ramazan geldiği zaman yaptığı şeyi, Ramazan dışındaki 11 ayda uygulamıyor. Hatta Ramazan'da bile uygulamıyor!Hatta Ramazan'da bile uygulamıyor! Ramazan'da aç susuz kalıyor amaRamazan'da aç susuz kalıyor ama öteki işlerde iradesini kullanıp kendisini öbür zevklerden çekmiyor.öteki işlerde iradesini kullanıp kendisini öbür zevklerden çekmiyor. Hem oruçlu, hem de öteki haramları gene yapıyor.Hem oruçlu, hem de öteki haramları gene yapıyor. Harama bakarsa, haramı söylerse orucu zedelenir, onun farkında olmuyor.Harama bakarsa, haramı söylerse orucu zedelenir, onun farkında olmuyor. Demek ki canımızın istediği halde bir şeyi yapmamayıDemek ki canımızın istediği halde bir şeyi yapmamayı öğreneceğiz, irademizi böyle kuvvetlendireceğiz.öğreneceğiz, irademizi böyle kuvvetlendireceğiz. Kuvvetlendiremezsek böyle dervişlik olmaz, böyle Müslümanlık olmaz,Kuvvetlendiremezsek böyle dervişlik olmaz, böyle Müslümanlık olmaz, bu gidişle cennet bulunmaz!bu gidişle cennet bulunmaz! Cenneti bulmak için insanınCenneti bulmak için insanın iştah duyduğu şehvetlere, arzu ettiği şeylere karşı kendisiniiştah duyduğu şehvetlere, arzu ettiği şeylere karşı kendisini frenleyebilmesi, tutabilmesi lazım; bu tatlı dünyaya, haramlarına meyletmemesi,frenleyebilmesi, tutabilmesi lazım; bu tatlı dünyaya, haramlarına meyletmemesi, kendisini onlardan alıkoyabilmesi lazım!kendisini onlardan alıkoyabilmesi lazım! Ve bi-hâze'l-isnâdi kàle Ahmed...

Ve bi-hâze'l-isnâdi kàle Ahmed...
Yine Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî aynı râvilerinYine Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî aynı râvilerin bize rivayet ettiğine şu sözü de söylemiş;bize rivayet ettiğine şu sözü de söylemiş; sözlerinin devam ediyoruz, 14. paragrafa geldik:sözlerinin devam ediyoruz, 14. paragrafa geldik: "İzâ haddesetke nefsüke bi-terki'd-dünyâ inde idbârihâ fe-hüve hud'ah,"İzâ haddesetke nefsüke bi-terki'd-dünyâ inde idbârihâ fe-hüve hud'ah, ve izâ haddesetke nefsüke bi-terkihâ inde ikbâlihâ fe-zâke."ve izâ haddesetke nefsüke bi-terkihâ inde ikbâlihâ fe-zâke." Burada da bir çok ince manayı anlatıyor Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî:Burada da bir çok ince manayı anlatıyor Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî: Senin nefsin sana dünyayı terk et diye telkin ediyorsa,Senin nefsin sana dünyayı terk et diye telkin ediyorsa, konuşuyorsa fıs fıs içindenkonuşuyorsa fıs fıs içinden dünyayı terk et diyorsa; ama ne zaman?dünyayı terk et diyorsa; ama ne zaman? "İnde idbârihâ" dünya senden yüz çevirdiği zaman, sen idbardayken..."İnde idbârihâ" dünya senden yüz çevirdiği zaman, sen idbardayken... Yani dünyalık elinde yok, zaten haniYani dünyalık elinde yok, zaten hani bir şey yok ki ne yapacak yani.bir şey yok ki ne yapacak yani. Elinde yokken sen dünyayı terk et diyorsa, "fe-hüve hud'atün"Elinde yokken sen dünyayı terk et diyorsa, "fe-hüve hud'atün" aldatmacadır bu, nefsin aldatmacasıdır!aldatmacadır bu, nefsin aldatmacasıdır! Tilki erişemediği üzüme zaten koruk dermiş; kıvranıyor, o tarafa bakıyor bu tarafa bakıyor,

Tilki erişemediği üzüme zaten koruk dermiş; kıvranıyor, o tarafa bakıyor bu tarafa bakıyor,
çardağın üstündeki üzüme erişemeyinceçardağın üstündeki üzüme erişemeyince "Zaten koruk" deyip yürüyüp gidiyor."Zaten koruk" deyip yürüyüp gidiyor. Yani ekşi, olmamış filan diye gidiyor.Yani ekşi, olmamış filan diye gidiyor. Olmuş aslında o ama erişemediği için koruk deyip gidiyor tilkiliğinden.Olmuş aslında o ama erişemediği için koruk deyip gidiyor tilkiliğinden. Şimdi nefsin de sana dünyadan vazgeç diye terk-i dünyayıŞimdi nefsin de sana dünyadan vazgeç diye terk-i dünyayı telkin ediyor ama aslında zatentelkin ediyor ama aslında zaten elde etmeye uğraşmış da elde edememiş,elde etmeye uğraşmış da elde edememiş, o zaman söylüyor; onun kıymeti yok, o aldatmaca.o zaman söylüyor; onun kıymeti yok, o aldatmaca. Ne zaman gerçek?

Ne zaman gerçek?
"İzâ haddesetke nefsüke bi-terkihâ"İzâ haddesetke nefsüke bi-terkihâ inde ikbâlihâ fe-zâke."inde ikbâlihâ fe-zâke." Sana dünya teveccüh ettiği zaman mal geliyor, mülk geliyor, süslenmiş kadın geliyor,Sana dünya teveccüh ettiği zaman mal geliyor, mülk geliyor, süslenmiş kadın geliyor, haram geliyor, rüşvet geliyor,haram geliyor, rüşvet geliyor, tam böyle cebini doldurma zamanı...tam böyle cebini doldurma zamanı... Vazgeçebiliyor musun o zaman dünyadan?Vazgeçebiliyor musun o zaman dünyadan? Dünyalıktan, haramdan tutabiliyor musun kendini?Dünyalıktan, haramdan tutabiliyor musun kendini? İşte o zaman gerçekten terk-i dünya etmiş olursun,İşte o zaman gerçekten terk-i dünya etmiş olursun, o zaman Allah'ın sevdiği kulu olursun!o zaman Allah'ın sevdiği kulu olursun! Yoksa elinde yokken "Tamam istemiyorum" demekYoksa elinde yokken "Tamam istemiyorum" demek tilkinin üzüme koruk demesi gibidirtilkinin üzüme koruk demesi gibidir ama eline geçtiği zaman hakikatenama eline geçtiği zaman hakikaten fırsat olduğu zaman yapmıyorsa,fırsat olduğu zaman yapmıyorsa, o zaman gerçek mü'min demektir, ihlaslı insan demektir,o zaman gerçek mü'min demektir, ihlaslı insan demektir, hakikaten ahiret ehli demektir,hakikaten ahiret ehli demektir, hakikaten hubb-i dünya içinden çıkmış insan demektir,hakikaten hubb-i dünya içinden çıkmış insan demektir, hakikaten dünyayı terk edebilen insan demektir.hakikaten dünyayı terk edebilen insan demektir. "Efendim dayanamadım işte yanıma gelince, tutamadım kendimi..." Tabii tutamazsın,

"Efendim dayanamadım işte yanıma gelince, tutamadım kendimi..." Tabii tutamazsın,
tutamazsan olmaz işte, tutabileceksin!tutamazsan olmaz işte, tutabileceksin! Sana teveccüh ettiği zaman dünyalık haramdan kendiniSana teveccüh ettiği zaman dünyalık haramdan kendini alıkoyabiliyorsan, dünyayı o zaman terk edebiliyorsan işte o zamanalıkoyabiliyorsan, dünyayı o zaman terk edebiliyorsan işte o zaman gerçek sûfisin, kâmil insansın.gerçek sûfisin, kâmil insansın. Ve bi-hâze'l-isnâdi kàle Ahmedü, 15. paragraf:

Ve bi-hâze'l-isnâdi kàle Ahmedü, 15. paragraf:
"İzâ raeyte min kalbike kasveten, fe-câlisi'z-zâkirîn,"İzâ raeyte min kalbike kasveten, fe-câlisi'z-zâkirîn, ve'shabi'z-zâhidîn, ve aklil mat'amek, veçtenib murâdek, ve ravvid nefseke ale'l-mekârih."ve'shabi'z-zâhidîn, ve aklil mat'amek, veçtenib murâdek, ve ravvid nefseke ale'l-mekârih." "İzâ raeyte min kalbike kasveten"

"İzâ raeyte min kalbike kasveten"
Gönlünde bir kasvet gördüğün zaman; kalbin kararmış, taşlaşmış,Gönlünde bir kasvet gördüğün zaman; kalbin kararmış, taşlaşmış, tatsızlaşmış ağzın, manevi bakımdantatsızlaşmış ağzın, manevi bakımdan lezzet alamaz olmuşsun, efendim duygularınlezzet alamaz olmuşsun, efendim duyguların işlemez olmuş, gözün yaşarmaz olmuş,işlemez olmuş, gözün yaşarmaz olmuş, böyle bir hale düştüğünüböyle bir hale düştüğünü gördüğün zaman sen kendin...gördüğün zaman sen kendin... Ne yapacaksın o zaman?Ne yapacaksın o zaman? Bazen böyle oluyor, yazı gönderiyorlar bana,

Bazen böyle oluyor, yazı gönderiyorlar bana,
mektupla soruyorlar: "Hocam ben dervişimmektupla soruyorlar: "Hocam ben dervişim ama namazdan, niyazdan, zikirden hiç zevk almamaya başladım.ama namazdan, niyazdan, zikirden hiç zevk almamaya başladım. Tadı tuzu kalmadı ağzımın, ibadetlerden lezzet alamıyorum" diyor.Tadı tuzu kalmadı ağzımın, ibadetlerden lezzet alamıyorum" diyor. Yani bu olan bir şey, çok rastlanan bir şey.Yani bu olan bir şey, çok rastlanan bir şey. Buna karşı diyor ki Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî kaddesallahu sırrahu'l-azîz: "Fe-câlisi'z-zâkirîn"Buna karşı diyor ki Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî kaddesallahu sırrahu'l-azîz: "Fe-câlisi'z-zâkirîn" Allah'ı zikreden kullarla otur!Allah'ı zikreden kullarla otur! Onların yanına git, onların meclisine devam et!Onların yanına git, onların meclisine devam et! "Ve'shabi'z-zâhidîn" Dünyadan elini eteğini çekmiş,

"Ve'shabi'z-zâhidîn" Dünyadan elini eteğini çekmiş,
ahirete rağbet etmiş zahitlerinahirete rağbet etmiş zahitlerin arasına karış, onlarla ahbaplık eyle!arasına karış, onlarla ahbaplık eyle! Ama nerede bulacaksın?Ama nerede bulacaksın? Bu devirde nerede zahit bulacaksın da,Bu devirde nerede zahit bulacaksın da, zakir bulacaksın da arasına katılacaksın da kendi hastalığın geçecek?zakir bulacaksın da arasına katılacaksın da kendi hastalığın geçecek? "Ve aklil mat'amek" Yemeni azalt!

"Ve aklil mat'amek" Yemeni azalt!
"Veçtenib murâdek" Gönlünün muradını verme ona!

"Veçtenib murâdek" Gönlünün muradını verme ona!
Muradlarını işlemekten içtinap eyle!Muradlarını işlemekten içtinap eyle! "Ve ravvid nefseke ale'l-mekârih" Nefsini onun hoşuna gitmeyen şeylere sevk et!

"Ve ravvid nefseke ale'l-mekârih" Nefsini onun hoşuna gitmeyen şeylere sevk et!
Yani o zaman yavaş yavaş lezzet gelmeye başlar.Yani o zaman yavaş yavaş lezzet gelmeye başlar. Yemeğe çok yiyor, maşallah önüne gelen tabağı sıyırıyor, daha var mı diye etrafına bakıyor, bir ekmeği bitiriyor,Yemeğe çok yiyor, maşallah önüne gelen tabağı sıyırıyor, daha var mı diye etrafına bakıyor, bir ekmeği bitiriyor, birkaç dilim daha istiyor, efendim günde üç öğün yemek yiyor.birkaç dilim daha istiyor, efendim günde üç öğün yemek yiyor. Zaten demişler ki: "Günde üç öğün yemek yemek bir bid'attir." Bir sabah yerlermiş, bir akşam yerlermiş.Zaten demişler ki: "Günde üç öğün yemek yemek bir bid'attir." Bir sabah yerlermiş, bir akşam yerlermiş. Bu ne oluyor böyle;Bu ne oluyor böyle; sabah kahvaltısı, öğle yemeği, ikindi bilmem nesi, saat 10 çayı,sabah kahvaltısı, öğle yemeği, ikindi bilmem nesi, saat 10 çayı, saat 5 çayı, efendimsaat 5 çayı, efendim akşam yatarken bir şeyler atıştırmak, misafirlikte bilmem ne...akşam yatarken bir şeyler atıştırmak, misafirlikte bilmem ne... Eskiden bir hurmayı alırmış ağzına, işte tamam.Eskiden bir hurmayı alırmış ağzına, işte tamam. Yemeği çok yiyince ne oluyor?

Yemeği çok yiyince ne oluyor?
Nefsi kuvvetleniyor, bedeni kuvvetleniyor,Nefsi kuvvetleniyor, bedeni kuvvetleniyor, nefsaniyeti, hayvaniyet tarafı efendimnefsaniyeti, hayvaniyet tarafı efendim kuvvetleniyor, o zaman sürüklüyor onu, tutamıyor kendisini.kuvvetleniyor, o zaman sürüklüyor onu, tutamıyor kendisini. Yemeği azaltacak, muratlarını, nefsin istediği irade ettiği arzu ettiği şeyleri kesecek, vermeyecekYemeği azaltacak, muratlarını, nefsin istediği irade ettiği arzu ettiği şeyleri kesecek, vermeyecek ve nefsini onun hoşlanmadığı şeylere sevk edecek, sürecek!ve nefsini onun hoşlanmadığı şeylere sevk edecek, sürecek! "Sen gece namazını mı sevmiyorsun? Kalk bakalım namaza!"Sen gece namazını mı sevmiyorsun? Kalk bakalım namaza! Sen camide cemaatle namaz kılmaktan mı kaçınıyorsun, evde kılıvereyim diyorsun?Sen camide cemaatle namaz kılmaktan mı kaçınıyorsun, evde kılıvereyim diyorsun? Yürü bakalım cemaate!" Yani neyi istemiyorsa ibadet ve taatten onu yapmaya zorlayacak, o zamanYürü bakalım cemaate!" Yani neyi istemiyorsa ibadet ve taatten onu yapmaya zorlayacak, o zaman zahitlerle sohbet edecek yani âbid, zahit kullarla ve zikredenlerin yanına gelecek, o zamanzahitlerle sohbet edecek yani âbid, zahit kullarla ve zikredenlerin yanına gelecek, o zaman bu hastalık geçer demiş oluyor.bu hastalık geçer demiş oluyor. 16. paragraf: Ve bi-hâze'l-isnâdi kàle Ahmedü: "Ed-dünyâ mezbeletün ve mecmau'l-kilâb.

16. paragraf: Ve bi-hâze'l-isnâdi kàle Ahmedü: "Ed-dünyâ mezbeletün ve mecmau'l-kilâb.
Ve ekallü mine'l-kilâbi men akefe aleyhâ.Ve ekallü mine'l-kilâbi men akefe aleyhâ. Fe-inne'l-kelbe ye'huzü minhâ hâcetehû ve yensarif, ve'l-muhibbü lehâ lâ yüzâyilühâ bi-hâl."Fe-inne'l-kelbe ye'huzü minhâ hâcetehû ve yensarif, ve'l-muhibbü lehâ lâ yüzâyilühâ bi-hâl." Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî diyor ki: "Ed-dünyâ mezbeletün" Dünya çöplüktür!

Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî diyor ki: "Ed-dünyâ mezbeletün" Dünya çöplüktür!
Herkesin getirip evinin artığını, pisliğini döktüğü çöplüktür dünya.Herkesin getirip evinin artığını, pisliğini döktüğü çöplüktür dünya. Çöplüktür, artıktır, pisliktir. Neden?Çöplüktür, artıktır, pisliktir. Neden? Daha öncekilerin, nice insanların elinden geriye kaldı burası.Daha öncekilerin, nice insanların elinden geriye kaldı burası. Dünya bir mezbeledir, çöplüktür.Dünya bir mezbeledir, çöplüktür. "Ve mecmau'l-kilâb" Köpeklerin toplanma yeridir!

"Ve mecmau'l-kilâb" Köpeklerin toplanma yeridir!
Biliyorsunuz çöplükteki artıklara, kemiklereBiliyorsunuz çöplükteki artıklara, kemiklere köpekler gelirler, kediler gelirler, karıştırırlar, orada onlar karınlarını doyururlar.köpekler gelirler, kediler gelirler, karıştırırlar, orada onlar karınlarını doyururlar. Dünya mezbeledir ve köpeklerin üşüştüğü, toplandığı yerdir.Dünya mezbeledir ve köpeklerin üşüştüğü, toplandığı yerdir. "Ve ekallü mine'l-kilâbi men akefe aleyhâ" Kim dünyaya"Ve ekallü mine'l-kilâbi men akefe aleyhâ" Kim dünyaya ibadet ederse, kim dünyaya dalarsa, dünyayı kendisine gaye edinirse köpekten de aşağıdır!ibadet ederse, kim dünyaya dalarsa, dünyayı kendisine gaye edinirse köpekten de aşağıdır! "Ekallü mine'l-kilâb" köpeklerden de aşağıdadır "men akefe aleyhâ","Ekallü mine'l-kilâb" köpeklerden de aşağıdadır "men akefe aleyhâ", dünyaya tapan, dünyaya dalan,dünyaya tapan, dünyaya dalan, dünyalığı hedef alan kimse.dünyalığı hedef alan kimse. Çünkü, "fe-inne'l-kelbe ye'huzü minhâ hâcetehû ve yensarif" çünkü köpekÇünkü, "fe-inne'l-kelbe ye'huzü minhâ hâcetehû ve yensarif" çünkü köpek gelir, karnını doyurunca gider;gelir, karnını doyurunca gider; "ve'l-muhibbü lehâ lâ yüzâyilühâ bi-hâl""ve'l-muhibbü lehâ lâ yüzâyilühâ bi-hâl" ama dünyalığı seven kimseama dünyalığı seven kimse ondan hiçbir şekilde elini eteğini çekip ayrılmıyor!ondan hiçbir şekilde elini eteğini çekip ayrılmıyor! Köpekten de aşağı...Köpekten de aşağı... Köpek hiç olmazsa karnı doyunca gidiyor.Köpek hiç olmazsa karnı doyunca gidiyor. Fakat dünyayı kendisine hedef almış kimse ondan da aşağı;Fakat dünyayı kendisine hedef almış kimse ondan da aşağı; çünkü hadi doydun artık gitsene!çünkü hadi doydun artık gitsene! Hadi kazandın, ibadetine gelsene!Hadi kazandın, ibadetine gelsene! Kazandıkça ibadetten uzaklaşıyor.

Kazandıkça ibadetten uzaklaşıyor.
Cumaya gelmez oluyor, beş vakit namazı ihmale başlıyor, oruç tutmaz oluyor,Cumaya gelmez oluyor, beş vakit namazı ihmale başlıyor, oruç tutmaz oluyor, efendim hayır işlemez oluyor.efendim hayır işlemez oluyor. Fakir daha çok hayır işliyor!Fakir daha çok hayır işliyor! Nispet olarak zenginin kazancınaNispet olarak zenginin kazancına göre hayrı ne kadar,göre hayrı ne kadar, fakirin kazancına göre hayrı ne kadar?fakirin kazancına göre hayrı ne kadar? Fakir daha çok hayır işliyor, zengin işlemiyor!Fakir daha çok hayır işliyor, zengin işlemiyor! Ankara'da birisini duydum: Bir gecekonduda oturuyor, bilmem kaç tane çocuğu var,Ankara'da birisini duydum: Bir gecekonduda oturuyor, bilmem kaç tane çocuğu var, yanına da bilmem kaç tane akrabasını, şusunu busunu almış; hepsini birden idare ediyor bir maaşla.yanına da bilmem kaç tane akrabasını, şusunu busunu almış; hepsini birden idare ediyor bir maaşla. Gecekondusu da kira.Gecekondusu da kira. Hayırseverliğine bakın adamın mübareğin!Hayırseverliğine bakın adamın mübareğin! Kendi çoluk çocuğuna bakıyor,Kendi çoluk çocuğuna bakıyor, işte filanca yetim, filanca dul akrabasından, onları da toplamış başına; dokuz kişiişte filanca yetim, filanca dul akrabasından, onları da toplamış başına; dokuz kişi bir maaşla, kiralık gecekonduda kalıyor.bir maaşla, kiralık gecekonduda kalıyor. Ama zengin kâşânede oturuyor, bir hayır yapmıyor, bir talebeye bakmıyor.Ama zengin kâşânede oturuyor, bir hayır yapmıyor, bir talebeye bakmıyor. Bir gelip de dolaşsın bakalım şu gecekondu semtlerinde!

Bir gelip de dolaşsın bakalım şu gecekondu semtlerinde!
Bir fakirlerin halini görsün tenekelerin altında şu kış gününde.Bir fakirlerin halini görsün tenekelerin altında şu kış gününde. Bir Bosna-Hersek'i düşünsün!Bir Bosna-Hersek'i düşünsün! Azerbaycan'da nehirden geçeceğim diye boğulan on binlerce insanı düşünsün!Azerbaycan'da nehirden geçeceğim diye boğulan on binlerce insanı düşünsün! Demek ki köpek bile mezbeleden bir şey yedi mi ayrılıp gidiyor ama dünya ehli,Demek ki köpek bile mezbeleden bir şey yedi mi ayrılıp gidiyor ama dünya ehli, dünyaya tapan insanlar onlardan daha fena; çünkü dalmışlar, bir türlü çıkmıyorlar.dünyaya tapan insanlar onlardan daha fena; çünkü dalmışlar, bir türlü çıkmıyorlar. Hadi doydun artık şey yapsana, bırakıp da ibadete gelsene; gelemiyor.Hadi doydun artık şey yapsana, bırakıp da ibadete gelsene; gelemiyor. 16. sözü, 16. paragraf.16. sözü, 16. paragraf. Ve bi-hâze'l-isnâdi kàle Ahmedü.Ve bi-hâze'l-isnâdi kàle Ahmedü. Bu 16'ydı, bunu bitirdik.Bu 16'ydı, bunu bitirdik. 17. sözü: Ve bi-hâze'l-isnâdi kàle Ahmedü: "Men ehabbe en yu'rafe bi-şey'in mine'l-hayri

17. sözü: Ve bi-hâze'l-isnâdi kàle Ahmedü: "Men ehabbe en yu'rafe bi-şey'in mine'l-hayri
ev yüzkera bihî fe-kad eşreke fî ibâdetihî.ev yüzkera bihî fe-kad eşreke fî ibâdetihî. Li-enne men abede ale'l-mahabbeti lâ yuhibbü en yerâ hidmetehû sivâ mahbûbihî."Li-enne men abede ale'l-mahabbeti lâ yuhibbü en yerâ hidmetehû sivâ mahbûbihî." Diyor ki, burada da ne güzel ince ibadet etmişler,Diyor ki, burada da ne güzel ince ibadet etmişler, ne halis duygularla ibadet etmişler bu büyüklerimiz, görün!ne halis duygularla ibadet etmişler bu büyüklerimiz, görün! Diyor ki: "Men ehabbe en yu'rafe bi-şey'in mine'l-hayr"Diyor ki: "Men ehabbe en yu'rafe bi-şey'in mine'l-hayr" Yapmış olduğu bir hayırdan dolayı tanınmış olmayı kim severse, isterse;Yapmış olduğu bir hayırdan dolayı tanınmış olmayı kim severse, isterse; "Ev yüzkera bihî" Veyahut da bu yaptığı hayırdan dolayı namının"Ev yüzkera bihî" Veyahut da bu yaptığı hayırdan dolayı namının zikredilmesini, anılmasını kim isterse...zikredilmesini, anılmasını kim isterse... İşte bir çeşme yaptırmış, bir minare yaptırmış, şadırvan yaptırmış, Kur'an kursu yaptırmış,İşte bir çeşme yaptırmış, bir minare yaptırmış, şadırvan yaptırmış, Kur'an kursu yaptırmış, adını koymuş, efendim veya senede şu kadar hayır veriyor,adını koymuş, efendim veya senede şu kadar hayır veriyor, istiyor ki herkes ne kadar hayır verdiğini bilsin ve anılsın,istiyor ki herkes ne kadar hayır verdiğini bilsin ve anılsın, namı yürüsün; kim böyle yaptığı bir hayırdan dolayınamı yürüsün; kim böyle yaptığı bir hayırdan dolayı bilinmek, meşhur olmak isterse ve bununla anılmak isterse;bilinmek, meşhur olmak isterse ve bununla anılmak isterse; "Fe-kad eşreke fî ibâdetihî" Allah'a ibadetinde şirk koşmuş olur!

"Fe-kad eşreke fî ibâdetihî" Allah'a ibadetinde şirk koşmuş olur!
Neden?

Neden?
"Li-enne men abede ale'l-mahabbeti" Çünkü aşk ile, muhabbet ile"Li-enne men abede ale'l-mahabbeti" Çünkü aşk ile, muhabbet ile Allah'a ibadet eden kimse;Allah'a ibadet eden kimse; "Lâ yuhibbü en yerâ hidmetehû sivâ mahbûbihî" Mahbubundan başkasının hizmetini görmesini istemez ki!"Lâ yuhibbü en yerâ hidmetehû sivâ mahbûbihî" Mahbubundan başkasının hizmetini görmesini istemez ki! Sadece mahbubu görsün, bilsin yeter diye düşünür.Sadece mahbubu görsün, bilsin yeter diye düşünür. Aşk ile, muhabbet ile Allah'a ibadet eden kimseAşk ile, muhabbet ile Allah'a ibadet eden kimse Allah'tan başkasının yaptığı hayrı görmesini, beğenmesini istemez, saklar.Allah'tan başkasının yaptığı hayrı görmesini, beğenmesini istemez, saklar. Mademki başkasının görmesini istiyor, demek ki Allah'a şerik koşuyor.Mademki başkasının görmesini istiyor, demek ki Allah'a şerik koşuyor. Hem Allah bilsin sevabı versin,Hem Allah bilsin sevabı versin, hem de kullar bilsin alkışlasınhem de kullar bilsin alkışlasın veya bilmem namı yürüsün veya oy alsın veya bilmem ne, bilmem ne...veya bilmem namı yürüsün veya oy alsın veya bilmem ne, bilmem ne... Olmadı!Olmadı! "Fe-kad eşreke fî ibâdetihî" ibadetinde şirk koşmuş olur diyor."Fe-kad eşreke fî ibâdetihî" ibadetinde şirk koşmuş olur diyor. Demek ki bir hayrı yaptığımız zaman birisinin bilmesini istemeyeceğiz ve söylemeyeceğiz.Demek ki bir hayrı yaptığımız zaman birisinin bilmesini istemeyeceğiz ve söylemeyeceğiz. Yaptığımız ibadet ve taatler eğer farz ibadetler değilse gizli yapmayaYaptığımız ibadet ve taatler eğer farz ibadetler değilse gizli yapmaya veya onu gizlemeye gayret edeceğiz.veya onu gizlemeye gayret edeceğiz. Farz ibadetler aşikâre yapılır,

Farz ibadetler aşikâre yapılır,
çünkü başkaları da görsün örnek olsun,çünkü başkaları da görsün örnek olsun, başkası da hatırlasın diye.başkası da hatırlasın diye. Mesela otobüste gidiyor 40 kişi, 44 kişi.Mesela otobüste gidiyor 40 kişi, 44 kişi. Bir tanesi geliyor şoföre diyor ki:Bir tanesi geliyor şoföre diyor ki: "Kardeşim namazın vakti geçiyor,"Kardeşim namazın vakti geçiyor, şu köşede duruver beş dakikadaşu köşede duruver beş dakikada şurada abdest alıp namaz kılalım.şurada abdest alıp namaz kılalım. Geçecek namaz vakti öbür konak yerine varıncaya kadar."Geçecek namaz vakti öbür konak yerine varıncaya kadar." Şoför de insaflı, mü'min: "Peki hacı amca, baş üstüne" diyor.Şoför de insaflı, mü'min: "Peki hacı amca, baş üstüne" diyor. Hemen o istasyona giriyor.Hemen o istasyona giriyor. Efendim adam seccadesini yayıp namaz kılacak, aa bakıyor arkasına koca bir cemaat!Efendim adam seccadesini yayıp namaz kılacak, aa bakıyor arkasına koca bir cemaat! Hoppala...Hoppala... Bir sürü insan gelmiş arkasına.Bir sürü insan gelmiş arkasına. "Hayrola ne oldu?" E diyorlar: "Allah razı olsun, iyi ki arabayı durdurdun."Hayrola ne oldu?" E diyorlar: "Allah razı olsun, iyi ki arabayı durdurdun. Sen durdurmasaydın namazımız kaçacaktı, işte biz de geldik namaz kılmaya." E neredeydi aklınız?Sen durdurmasaydın namazımız kaçacaktı, işte biz de geldik namaz kılmaya." E neredeydi aklınız? Yani ben söylemeseydim namazınız kaçacaktı.Yani ben söylemeseydim namazınız kaçacaktı. Yani farzı bak, o yapmak isteyince ötekilerin de aklına geldi, onlar da yaptılar.Yani farzı bak, o yapmak isteyince ötekilerin de aklına geldi, onlar da yaptılar. Veyahut bir yerde, bir toplantıda bir şey oluyor,

Veyahut bir yerde, bir toplantıda bir şey oluyor,
birisi el kaldırıyor: "Efendim işte bizim şu ibadeti yapmamız lazım filan" diyor.birisi el kaldırıyor: "Efendim işte bizim şu ibadeti yapmamız lazım filan" diyor. Ötekiler de "Evet, evet" filan diyorlar, herkesin meselaÖtekiler de "Evet, evet" filan diyorlar, herkesin mesela o ibadeti yapması sağlanmış oluyor.o ibadeti yapması sağlanmış oluyor. Demek ki farzda aşikârelik olabilir.

Demek ki farzda aşikârelik olabilir.
Çünkü farz Allah'ın emridir, yapılacak, zaten mecburiyettir ve yapılması aşikâre olur.Çünkü farz Allah'ın emridir, yapılacak, zaten mecburiyettir ve yapılması aşikâre olur. Ama öteki ibadetler gizli olur.Ama öteki ibadetler gizli olur. Gizli olmazsa, başkası görsün, beğensin, alkışlasın diye yapılırsa şirk olur.Gizli olmazsa, başkası görsün, beğensin, alkışlasın diye yapılırsa şirk olur. Ne kadar güzel!Ne kadar güzel! Onun için belli etmemişler kendilerini.

Onun için belli etmemişler kendilerini.
Basit elbise giymişler, sade bir vatandaş gibi görünmüşler evliyaullahın en yükseği olduğu halde.Basit elbise giymişler, sade bir vatandaş gibi görünmüşler evliyaullahın en yükseği olduğu halde. Hiç kendisini efendim böyle lanse edecek, prezante edecekHiç kendisini efendim böyle lanse edecek, prezante edecek şekilde davranmamışlar, böbürlenmemişler, kibirlenmemişler;şekilde davranmamışlar, böbürlenmemişler, kibirlenmemişler; ibadetini gizli yapmışlar, gitmişler.ibadetini gizli yapmışlar, gitmişler. Yani Allah mükafatı versin diye.Yani Allah mükafatı versin diye. İsmini yazmamış; kitap yazmış adam, çok güzel, okuyorsunuz,İsmini yazmamış; kitap yazmış adam, çok güzel, okuyorsunuz, Allah Allah bu güzel kitabı hangi alim yazdı? İsmi yok. Neden?Allah Allah bu güzel kitabı hangi alim yazdı? İsmi yok. Neden? Allah bilsin.Allah bilsin. "Falanca kimse bana diyor bu kitabı yazmayı"Falanca kimse bana diyor bu kitabı yazmayı rica etti, 'Hocam ne olur yaz' dedi, ben de yazdım.rica etti, 'Hocam ne olur yaz' dedi, ben de yazdım. Duanızı beklerim" diyor.Duanızı beklerim" diyor. İsmin ne mübarek? İsmini yazmıyor. Neden?İsmin ne mübarek? İsmini yazmıyor. Neden? Allah bilsin diye.Allah bilsin diye. Yani şöhreti istemediği için.Yani şöhreti istemediği için. Ve sonuncu paragrafa geliyoruz bu akşam.

Ve sonuncu paragrafa geliyoruz bu akşam.
Böylece Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî'nin de tercüme-i hal kısmı bitmiş oluyor.Böylece Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî'nin de tercüme-i hal kısmı bitmiş oluyor. Onun arkasında, önümüzdeki haftalarda nasip olursa okuyacağımız mübarek zat Ahmed ibn-i Hadraveyh.Onun arkasında, önümüzdeki haftalarda nasip olursa okuyacağımız mübarek zat Ahmed ibn-i Hadraveyh. Ve bi-hâze'l-isnâdi kàle Ahmedü: Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî yine aynı zatların rivayet ettiğine göre demiş ki,Ve bi-hâze'l-isnâdi kàle Ahmedü: Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî yine aynı zatların rivayet ettiğine göre demiş ki, buyurmuş ki: "İnnî le-akraü'l-kur'ânebuyurmuş ki: "İnnî le-akraü'l-kur'âne fe-enzuru fî âyetin fe-yehâru aklî fîhâ.fe-enzuru fî âyetin fe-yehâru aklî fîhâ. Ve a'cebü min huffâzi'l-kur'ân!Ve a'cebü min huffâzi'l-kur'ân! Keyfe yehnîhimü'n-nevmü ve yesauhüm en yeştegılû bi-şey'in mine'd-dünyâ ve hüm yetlûne kelâme'r-rahmân?Keyfe yehnîhimü'n-nevmü ve yesauhüm en yeştegılû bi-şey'in mine'd-dünyâ ve hüm yetlûne kelâme'r-rahmân? Emmâ lev fehimû mâ yetlûneEmmâ lev fehimû mâ yetlûne ve arafû hakkahû ve telezzezû bihîve arafû hakkahû ve telezzezû bihî vestehlevü'l-münâcâte bihî le-zehebe anhümü'n-nevmüvestehlevü'l-münâcâte bihî le-zehebe anhümü'n-nevmü ferahan bimâ ruzıkù ve vuffıkù."ferahan bimâ ruzıkù ve vuffıkù." Diyor ki Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî,

Diyor ki Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî,
"İnnî le-akraü'l-kur'ân""İnnî le-akraü'l-kur'ân" Son paragraf, bitiyor dersimiz:Son paragraf, bitiyor dersimiz: "İnnî le-akraü'l-kur'ân" Muhakkak ki ben Kur'an-ı Kerim'i okuyorum bazen;"İnnî le-akraü'l-kur'ân" Muhakkak ki ben Kur'an-ı Kerim'i okuyorum bazen; "Fe-enzuru fî âyetin" Ve bir ayete bakıyorum;

"Fe-enzuru fî âyetin" Ve bir ayete bakıyorum;
"Fe-yehâru aklî fîhâ" Aklım, aklım, fikrim o ayetin"Fe-yehâru aklî fîhâ" Aklım, aklım, fikrim o ayetin manaları içinde efendim hayretlere gark oluyor, hayranlıklara gark oluyor, mest oluyorum diyor.manaları içinde efendim hayretlere gark oluyor, hayranlıklara gark oluyor, mest oluyorum diyor. Yani bir ayeti okuyorum, üzerinde düşündüğüm zaman mest oluyorum.Yani bir ayeti okuyorum, üzerinde düşündüğüm zaman mest oluyorum. "Ve a'cebü min huffâzi'l-kur'ân"

"Ve a'cebü min huffâzi'l-kur'ân"
Öteki Kur'an hafızlarına şaşıyorum doğrusu!Öteki Kur'an hafızlarına şaşıyorum doğrusu! "Keyfe yehnîhimü'n-nevm" Nasıl uyku onlara tatlı geliyor?

"Keyfe yehnîhimü'n-nevm" Nasıl uyku onlara tatlı geliyor?
"Ve yesauhüm en yeştegılû bi-şey'in mine'd-dünyâ" Dünyadan bir şeyle meşgul olmak nasıl sığıyor içlerine?"Ve yesauhüm en yeştegılû bi-şey'in mine'd-dünyâ" Dünyadan bir şeyle meşgul olmak nasıl sığıyor içlerine? Nasıl uyku uyuyabiliyorlar?Nasıl uyku uyuyabiliyorlar? Nasıl dünyalık bir şeyle meşgul olabiliyorlar?Nasıl dünyalık bir şeyle meşgul olabiliyorlar? "Ve hüm yetlûne kelâme'r-rahmân" Rahmân'ın kelamını okudukları halde!

"Ve hüm yetlûne kelâme'r-rahmân" Rahmân'ın kelamını okudukları halde!
Rahmân'ın kelamını okuyan insanlar oldukları halde nasıl dünyalıkRahmân'ın kelamını okuyan insanlar oldukları halde nasıl dünyalık bir şeyle meşgul olabiliyorlar dabir şeyle meşgul olabiliyorlar da uykulara yatıp da derin derin uyuyabiliyorlar?uykulara yatıp da derin derin uyuyabiliyorlar? Halbuki ben Kur'an okuduğum zaman bir ayete baktığım zaman hayranlıktanHalbuki ben Kur'an okuduğum zaman bir ayete baktığım zaman hayranlıktan mest oluyorum, aklım başımdan gidiyor.mest oluyorum, aklım başımdan gidiyor. "Emmâ lev fehimû mâ yetlûn"

"Emmâ lev fehimû mâ yetlûn"
Eğer onlar okudukları ayetleri anlasalardı;Eğer onlar okudukları ayetleri anlasalardı; "Ve arafû hakkahû" O ayetin hakiki manasına intikal etselerdi;

"Ve arafû hakkahû" O ayetin hakiki manasına intikal etselerdi;
"Ve telezzezû bihî" O ayetteki manevi gıdaları alıp lezzetlenselerdi;"Ve telezzezû bihî" O ayetteki manevi gıdaları alıp lezzetlenselerdi; "Vestehlevü'l-münâcâte bihî" Ve onlarla münacat, Allah'a niyaz etmek,"Vestehlevü'l-münâcâte bihî" Ve onlarla münacat, Allah'a niyaz etmek, yakarmak, Allah'ın ibadetine efendim dalmanın tadını almış olsalardı;yakarmak, Allah'ın ibadetine efendim dalmanın tadını almış olsalardı; "Le-zehebe anhümü'n-nevm" Uykuları giderdi!

"Le-zehebe anhümü'n-nevm" Uykuları giderdi!
Uyku uyuyamazlardı.Uyku uyuyamazlardı. "Ferahan bimâ ruzıkù ve vuffıkù" Efendim, Allah'ın kendilerine"Ferahan bimâ ruzıkù ve vuffıkù" Efendim, Allah'ın kendilerine nimet olarak verdiği bu durumdan dolayınimet olarak verdiği bu durumdan dolayı ve muvaffak oldukları bu güzel haletten dolayı uykuları giderdi.ve muvaffak oldukları bu güzel haletten dolayı uykuları giderdi. Yani uyku uyumaz, ibadet ederlerdi; bir de sevinçlerinden uyku gözlerineYani uyku uyumaz, ibadet ederlerdi; bir de sevinçlerinden uyku gözlerine girmezdi diye bir mana söylemiş oluyor.girmezdi diye bir mana söylemiş oluyor. Şimdi aziz ve muhterem kardeşlerim!

Şimdi aziz ve muhterem kardeşlerim!
Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî Hazretleri tabii bize Kur'an-ı Kerim'i hakkıyla okumamızı,Ahmed ibn-i Ebi'l-Havârî Hazretleri tabii bize Kur'an-ı Kerim'i hakkıyla okumamızı, manasını derin derin düşünmemizi,manasını derin derin düşünmemizi, ondan zevk almamızı böylece işaret etmiş oluyor.ondan zevk almamızı böylece işaret etmiş oluyor. Allahu Teâlâ Hazretleri o işaretlere uygun olarak,Allahu Teâlâ Hazretleri o işaretlere uygun olarak, o büyüklerin haleti ile haletlenip,o büyüklerin haleti ile haletlenip, o güzel haller ile hallenip o güzel tarzda Allah'a güzel kulluklar yapmayıo güzel haller ile hallenip o güzel tarzda Allah'a güzel kulluklar yapmayı cümlemize nasip ve müesser eylesin.cümlemize nasip ve müesser eylesin. Fâtiha-i Şerife mea'l-besmele!

Fâtiha-i Şerife mea'l-besmele!
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2