Namaz Vakitleri

2 Cemâziye'l-Evvel 1448
13 October 2026
İmsak
05:42
Güneş
07:06
Öğle
12:55
İkindi
16:02
Akşam
18:34
Yatsı
19:53
Detaylı Arama

Ramazanın Fazileti ve Günahlardan Arınma

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Ramazanın Fazileti ve Günahlardan Arınma

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Eûzubillahimineşşeytânirracîm.Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. el-Hamdülillahi rabbilâlemin ve'l-âkibetü li'l-müttekîn.

el-Hamdülillahi rabbilâlemin ve'l-âkibetü li'l-müttekîn.
Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. İ'lemû eyyühe'l-ihvân enne efdale'l-kitâbi kitâbullah

İ'lemû eyyühe'l-ihvân enne efdale'l-kitâbi kitâbullah
ve enne efdale'l-hedyi hedyü muhammedin sallallahu aleyhi ve sellemve enne efdale'l-hedyi hedyü muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerra'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid'ahve şerra'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid'ah ve külle bid'atin dalâleh ve külle dalâletin fi'n-nâri.ve külle bid'atin dalâleh ve külle dalâletin fi'n-nâri. Ve bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem ennehû kâl;Ve bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem ennehû kâl; Ebû Saîd Hudrî Hazretleri radıyallahu anhu rivayet ediyor.

Ebû Saîd Hudrî Hazretleri radıyallahu anhu rivayet ediyor.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuşlar ki:Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuşlar ki: İnne şehra Ramadâne şehru ümmetî.

İnne şehra Ramadâne şehru ümmetî.
Ramazan benim ümmetimin ayıdır.Ramazan benim ümmetimin ayıdır. Receb şehrullah, şaban şehrî, benim ayım diyor.Receb şehrullah, şaban şehrî, benim ayım diyor. Ramazanda şehru ümmetî, ümmetin ayı.Ramazanda şehru ümmetî, ümmetin ayı. Bu ayda yani şabanda Cenâb-ı Peygamber çok oruç tutardı.Bu ayda yani şabanda Cenâb-ı Peygamber çok oruç tutardı. Ramazanda tabi ümmet memur.Ramazanda tabi ümmet memur. Yemrudu marîduhüm.

Yemrudu marîduhüm.
Onların ümmetimin yani ramazanda gerek oruç dolayısıyla gerek sairOnların ümmetimin yani ramazanda gerek oruç dolayısıyla gerek sair şeylerden dolayı hastalar olurlar.şeylerden dolayı hastalar olurlar. Bu hastalarını ziyaret ederler ümmetim.Bu hastalarını ziyaret ederler ümmetim. Fe-izâ sâme müslimün.

Fe-izâ sâme müslimün.
Bir müslim ramazanda oruç tutarsa,Bir müslim ramazanda oruç tutarsa, ama lem yekzib.ama lem yekzib. Yalan konuşmadan,Yalan konuşmadan, orucunda yalan bulundurmadan o gününü geçirebilirse yalansız,orucunda yalan bulundurmadan o gününü geçirebilirse yalansız, bir. Ve-lem yeğteb.bir. Ve-lem yeğteb. Kimsenin de aleyhinde konuşmadan o gününü geçirebilirse. Ve-fıtruhû tayyibün.Kimsenin de aleyhinde konuşmadan o gününü geçirebilirse. Ve-fıtruhû tayyibün. Akşam iftarı da helaldan ise. Se’â ile’l-‘atemâ.Akşam iftarı da helaldan ise. Se’â ile’l-‘atemâ. Atemâd, sabah ve yatsı namazları.Atemâd, sabah ve yatsı namazları. Sabah ve yatsı namazlarına da muhâfizan ‘alâ ferâ’idihî.Sabah ve yatsı namazlarına da muhâfizan ‘alâ ferâ’idihî. Bu farzlara da muhafaza ederek devam edebiliyorsa,Bu farzlara da muhafaza ederek devam edebiliyorsa, harace min zünûbihî, günahlarından çıkar.harace min zünûbihî, günahlarından çıkar. Kemâ tahrucü’l-hayyetü min selhihâ.Kemâ tahrucü’l-hayyetü min selhihâ. Yılan kılıfından soyunduğu vakitte nasıl çıkıyor,Yılan kılıfından soyunduğu vakitte nasıl çıkıyor, ümmetim de günahlarından böyle sıyrılır çıkar.ümmetim de günahlarından böyle sıyrılır çıkar. Ama dört şart.Ama dört şart. Birisi yalan konuşmamak.Birisi yalan konuşmamak. İkincisi kimsenin aleyhinde konuşmamak, gıybet etmemek.İkincisi kimsenin aleyhinde konuşmamak, gıybet etmemek. Üçüncüsü helaldan iftar yapmak, helaldan yemek yani.Üçüncüsü helaldan iftar yapmak, helaldan yemek yani. Dördüncüsü de sabah bahusus, her vakte mahsus da bahususDördüncüsü de sabah bahusus, her vakte mahsus da bahusus sabahla yatsıyı burada ayırdı.sabahla yatsıyı burada ayırdı. Sabahla yatsıya muhafaza ederek devam ederek.Sabahla yatsıya muhafaza ederek devam ederek. Malum yatsıda teravih var.Malum yatsıda teravih var. Bu teravih de yalnız da kılınır amaBu teravih de yalnız da kılınır ama senede bir ay olduğu içinsenede bir ay olduğu için cemaatle kılması efdal.cemaatle kılması efdal. Sonra böyle hatimle kılınan şeyde ayrı bir nimet.Sonra böyle hatimle kılınan şeyde ayrı bir nimet. Hatmi herkes okuyamaz.Hatmi herkes okuyamaz. Yüzünden bile okuyamıyoruz biz şimdi.Yüzünden bile okuyamıyoruz biz şimdi. Yüzünden bile Kur'an okuyamadığımız haldeYüzünden bile Kur'an okuyamadığımız halde Allah o hafızlarımıza o kuvveti vermiş.Allah o hafızlarımıza o kuvveti vermiş. Ezberden başka milletlerin hiçbirisinde yoktur yani.Ezberden başka milletlerin hiçbirisinde yoktur yani. Hiçbir memlekette, hiçbir Hristiyan memleketinde ne Tevrat'ını bilen vardır papaz,Hiçbir memlekette, hiçbir Hristiyan memleketinde ne Tevrat'ını bilen vardır papaz, ne İncil'ini bilen papaz vardır, ne de Zebur'unu bilen papaz vardır.ne İncil'ini bilen papaz vardır, ne de Zebur'unu bilen papaz vardır. Hiçbirisinde yoktur.Hiçbirisinde yoktur. Ancak bunu Allah müslümanlara vermiştir.Ancak bunu Allah müslümanlara vermiştir. Bu hafızlık müslümanlara mahsustur.Bu hafızlık müslümanlara mahsustur. Bunları da devam ederek böyle yaparsa anadan doğmuş gibi tertemiz çıkacak yani.

Bunları da devam ederek böyle yaparsa anadan doğmuş gibi tertemiz çıkacak yani.
Allah cümlemize nasip etsin inşallah.Allah cümlemize nasip etsin inşallah. Çok zor da bir şey değil yani.Çok zor da bir şey değil yani. Yalan konuşmamak zaten insanlık vazifesi.Yalan konuşmamak zaten insanlık vazifesi. Gıybet etmemek de insanlık vazifesi.Gıybet etmemek de insanlık vazifesi. Helalden yemek yine insanlık vazifesi.Helalden yemek yine insanlık vazifesi. Allah hepimize idrakler versin.Allah hepimize idrakler versin. Lokmamızın içerisine çok kazanırsın da ne olacak yani?Lokmamızın içerisine çok kazanırsın da ne olacak yani? Çok kazanmaktan ne çıkar?Çok kazanmaktan ne çıkar? Mesela bugün bir insana farz edelim ki on lira yeter.

Mesela bugün bir insana farz edelim ki on lira yeter.
Bir lira ekmek yesin, dokuz lira da masraf yapsın,Bir lira ekmek yesin, dokuz lira da masraf yapsın, on lira pekâlâ insanı doyurur yani.on lira pekâlâ insanı doyurur yani. Tek adama. Tek adamı doyurur.Tek adama. Tek adamı doyurur. On liranın yerine yirmiyi kazanacağım diye yormak kendini insanın.On liranın yerine yirmiyi kazanacağım diye yormak kendini insanın. Hatta beş bile yeter insana, ne olacak.Hatta beş bile yeter insana, ne olacak. Allah muhafaza etsin.Allah muhafaza etsin. Bu işte geçenki derste de geçtiği gibi çok kazanma hevesi

Bu işte geçenki derste de geçtiği gibi çok kazanma hevesi
insanın ömrünün mahvına sebep oluyor bir kere.insanın ömrünün mahvına sebep oluyor bir kere. En kıymetli şey de ömür.En kıymetli şey de ömür. Bu ömür boşa gittikten sonra senin kazancın neye yarayacak ki!Bu ömür boşa gittikten sonra senin kazancın neye yarayacak ki! Bu şehri ümmetî’nden de murad, ramazan insanlara, bahusus Müslümanlara, Müslümanlara insanlık devletine eriştirir.

Bu şehri ümmetî’nden de murad, ramazan insanlara, bahusus Müslümanlara, Müslümanlara insanlık devletine eriştirir.
Müslümanları insanlık devletine eriştiren bir aydır bu ay.Müslümanları insanlık devletine eriştiren bir aydır bu ay. Şimdi on bir ay bozuluyoruz. Çeşit hatalara, kusurlara giriyoruz.Şimdi on bir ay bozuluyoruz. Çeşit hatalara, kusurlara giriyoruz. Ruhumuz kirleniyor ve pisleniyor.Ruhumuz kirleniyor ve pisleniyor. Bu kirliliği, pisliliği ancak ramazan gideriyor bizden.Bu kirliliği, pisliliği ancak ramazan gideriyor bizden. İşte böyle tertemiz, anadan doğma gibi çıkıyoruz.İşte böyle tertemiz, anadan doğma gibi çıkıyoruz. Çünkü şey olan, matlub olan ruhtur.Çünkü şey olan, matlub olan ruhtur. Kafeste ne olacak? Kuş olmazsa kafeste hiç kimse ona bakmaz.Kafeste ne olacak? Kuş olmazsa kafeste hiç kimse ona bakmaz. Fakat güzel öten bir kuş olursa herkes ona bakar durur,Fakat güzel öten bir kuş olursa herkes ona bakar durur, ne güzel diyerekten.ne güzel diyerekten. İçerideki ruh bozulduktan sonra o vücudun ne kıymeti olacak?İçerideki ruh bozulduktan sonra o vücudun ne kıymeti olacak? İşte kafes bir vücut.İşte kafes bir vücut. Ölünce toprağa inkılab eder, gider.Ölünce toprağa inkılab eder, gider. Allah hepimizin de çok kusuru. Ne yapalım biliyorum ki ya Rabbi.Allah hepimizin de çok kusuru. Ne yapalım biliyorum ki ya Rabbi. O ruhumuz eğer bize hakim olsa, vücudumuza hakim olsaO ruhumuz eğer bize hakim olsa, vücudumuza hakim olsa biz çok büyük insan oluruz. Çok büyük.biz çok büyük insan oluruz. Çok büyük. Bir kıssa anlatayım.

Bir kıssa anlatayım.
Bursa'ya bir ecnebi gelmiş.Bursa'ya bir ecnebi gelmiş. Bizim hocalarla karşılaşmak istiyor.Bizim hocalarla karşılaşmak istiyor. Bursa’nın valisi, zamanın valisi demiş:Bursa’nın valisi, zamanın valisi demiş: “Sen gavurun karşısına çık da bakalım, sorgularına cevap ver.

“Sen gavurun karşısına çık da bakalım, sorgularına cevap ver.
Gavur neler sorduysa işte, söylemiş, söylemiş.” Bir yerde takılmış,Gavur neler sorduysa işte, söylemiş, söylemiş.” Bir yerde takılmış, “bunun cevabını sonra veririm” demiş.“bunun cevabını sonra veririm” demiş. Bunun da bir şeyhi varmış.

Bunun da bir şeyhi varmış.
Şeyhine gitmiş demiş ki:Şeyhine gitmiş demiş ki: “Ya ben bu işin içinden çıkamadım.

“Ya ben bu işin içinden çıkamadım.
Bu adam bizi yenecek.”Bu adam bizi yenecek.” “E demiş sen işi bana havale et.”

“E demiş sen işi bana havale et.”
O da ona havale etmiş. Gavur ile

O da ona havale etmiş. Gavur ile
o şeyh efendiyle karşılaşmışlar.o şeyh efendiyle karşılaşmışlar. Şimdi söylediklerinden onun güzel güzel cevaplar verdikten sonra.Şimdi söylediklerinden onun güzel güzel cevaplar verdikten sonra. “Ulan gavur, senin adın bu değil mi?” demiş.

“Ulan gavur, senin adın bu değil mi?” demiş.
“Ananınki bu değil mi?“Ananınki bu değil mi? Babanınki de bu değil mi?Babanınki de bu değil mi? Amcan da bu değil mi?Amcan da bu değil mi? Deden de bu değil mi?Deden de bu değil mi? Ninen de bu değil mi?”Ninen de bu değil mi?” Sayıyor böyle silsilesini.

Sayıyor böyle silsilesini.
Gavur apuşa kalmış.Gavur apuşa kalmış. “Bu sen buralısın, benim babam Fransa'da, İngiltere'de.

“Bu sen buralısın, benim babam Fransa'da, İngiltere'de.
Sen bu benim silsilemi nasıl böyle biliyorsun?”Sen bu benim silsilemi nasıl böyle biliyorsun?” Hayret içerisinde kalınca teslim olmuş,

Hayret içerisinde kalınca teslim olmuş,
Müslüman olmaktan başka çare bulamamış.Müslüman olmaktan başka çare bulamamış. Şimdi bu adam bunun silsilesini nasıl biliyor? Nasıl bilir yani?Şimdi bu adam bunun silsilesini nasıl biliyor? Nasıl bilir yani? İşte bu bizdeki ruhların temizliğiyle.İşte bu bizdeki ruhların temizliğiyle. Ruhlar haddi zatında âlimdirler.Ruhlar haddi zatında âlimdirler. Âlim oldukları için her şeyi bilirler onlar.Âlim oldukları için her şeyi bilirler onlar. Bildikleri için o ruhuna müracaat ediyor.Bildikleri için o ruhuna müracaat ediyor. Ruhuyla her şeyi hallediyor vesselam.Ruhuyla her şeyi hallediyor vesselam. Şimdi bizde o kuvvet kalmadı.Şimdi bizde o kuvvet kalmadı. Neden? Dünyayla pislettik onu.Neden? Dünyayla pislettik onu. Pislettiğimizden dolayı o ruhumuzu bir türlü temizleyemiyoruz.Pislettiğimizden dolayı o ruhumuzu bir türlü temizleyemiyoruz. İşte ramazan da geliyor. Kaç tane ramazan geldi gitti.İşte ramazan da geliyor. Kaç tane ramazan geldi gitti. Yine biz bir eskisi bildiğimiz gibiyiz yine.Yine biz bir eskisi bildiğimiz gibiyiz yine. Allah yardımcımız olsun daAllah yardımcımız olsun da o ruhumuzun yükselmesini Cenâb-ı Hakk cümlemize nasip etsin.o ruhumuzun yükselmesini Cenâb-ı Hakk cümlemize nasip etsin. Ondan sonra Mes’ûdi’l-Ğıfârî Hazretleri de şöyle rivayet ediyor:

Ondan sonra Mes’ûdi’l-Ğıfârî Hazretleri de şöyle rivayet ediyor:
Semi'tü Rasulallah sallallahu aleyhi ve sellem.

Semi'tü Rasulallah sallallahu aleyhi ve sellem.
Ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den işittim.Ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den işittim. Zate yevmin. Bir gün.Zate yevmin. Bir gün. Ve ehelle Ramazan.Ve ehelle Ramazan. Ramazana tekbir getirdi.Ramazana tekbir getirdi. Dedi ki:Dedi ki: Lev ya’lemü’l-’ıbâd mâ Ramazan.

Lev ya’lemü’l-’ıbâd mâ Ramazan.
Eğer kullar Ramazan ayındaki fedaili bilseler,Eğer kullar Ramazan ayındaki fedaili bilseler, le-temennet ümmetî. Beni ümmetim temenni eder,le-temennet ümmetî. Beni ümmetim temenni eder, isterdi kiisterdi ki en tekûne senetü küllühâ Ramazan.en tekûne senetü küllühâ Ramazan. İsterdi ki, senenin hepsi ramazan olsun.İsterdi ki, senenin hepsi ramazan olsun. Çünkü öteki aylarda para var, bu ayda fedâil var.Çünkü öteki aylarda para var, bu ayda fedâil var. Cennet var, günahlardan sıyrılıp tertemiz olmak, var.Cennet var, günahlardan sıyrılıp tertemiz olmak, var. Bu her birimiz tarafından tabi işitilir, anlaşılır şey.Bu her birimiz tarafından tabi işitilir, anlaşılır şey. Fe-kâle racülün min Huzâ'a.

Fe-kâle racülün min Huzâ'a.
Cemaatin arasından, Huzâ'a bir kabile,Cemaatin arasından, Huzâ'a bir kabile, o kabileden bir adam. Diyor ki:o kabileden bir adam. Diyor ki: Yâ Nebiyallahi haddisnâ.Yâ Nebiyallahi haddisnâ. Şu ramazan hakkında bize biraz malumat ver.Şu ramazan hakkında bize biraz malumat ver. Fe-kâl: Cenâb-ı Peygamber buyurdular ki:Fe-kâl: Cenâb-ı Peygamber buyurdular ki: İnne’l-cennete le-tüzeyyennü bi-ramadan min re'si’l-havli ile’l-havli.

İnne’l-cennete le-tüzeyyennü bi-ramadan min re'si’l-havli ile’l-havli.
Ramazan, her sene, seneden seneye,Ramazan, her sene, seneden seneye, gayet güzel, görülmedik şekillerde süslenir, ziynetlenir.gayet güzel, görülmedik şekillerde süslenir, ziynetlenir. Fe-izâ kâne evvelü yevmin min ramadân.Fe-izâ kâne evvelü yevmin min ramadân. İlk gecesi ramazanın oldu mu?İlk gecesi ramazanın oldu mu? Hebbet rîhun min tahti’l-arşi.Hebbet rîhun min tahti’l-arşi. Arşın altından bir rüzgar esmeye başlar.Arşın altından bir rüzgar esmeye başlar. Fe-sakkakat veragu eşcâri’l-cenneh.Fe-sakkakat veragu eşcâri’l-cenneh. Cennetteki ağaçların yapraklarından başlar çeşit çeşit sedalar çıkarmaya.Cennetteki ağaçların yapraklarından başlar çeşit çeşit sedalar çıkarmaya. Bunun bir misali, bir kuş var şimdi,

Bunun bir misali, bir kuş var şimdi,
ismi hatrıma gelmedi kuşun.ismi hatrıma gelmedi kuşun. Kuşun uzun bir gagası var.Kuşun uzun bir gagası var. Tıpkı bizim kavallar gibi.Tıpkı bizim kavallar gibi. O kuş acıktı mı sesini çıkarıyor.O kuş acıktı mı sesini çıkarıyor. O kavalın sesi gibi çeşit ses nağmeler yaparak çıkarıyor.O kavalın sesi gibi çeşit ses nağmeler yaparak çıkarıyor. O zaman bütün kuşlar etrafını bu sesi dinlemek için yığılıyorlar.O zaman bütün kuşlar etrafını bu sesi dinlemek için yığılıyorlar. O da kısmeti onların içinden alıyor, karnını doyuruyor.O da kısmeti onların içinden alıyor, karnını doyuruyor. Şimdi bir kuşun gagasından çıkan bu seslerin, görüyoruz bunu dünyada,Şimdi bir kuşun gagasından çıkan bu seslerin, görüyoruz bunu dünyada, bu böyle olunca Allah-u Teâlâ da cennetteki ağaçlarının yapraklarındanbu böyle olunca Allah-u Teâlâ da cennetteki ağaçlarının yapraklarından böyle çeşit sedalar çıkararaktan,böyle çeşit sedalar çıkararaktan, nağmeler yaparaktan güzel güzel şeyler çıkaracaklar.nağmeler yaparaktan güzel güzel şeyler çıkaracaklar. Fe-tenzuru’l-hûru’l-îyn.

Fe-tenzuru’l-hûru’l-îyn.
Bu cennetin, bu güzel yapraklarının verdiği nağmelereBu cennetin, bu güzel yapraklarının verdiği nağmelere cennet hurileri bakıyorlar ki nasıl bircennet hurileri bakıyorlar ki nasıl bir şey bu böyle? Diyorlar ki:şey bu böyle? Diyorlar ki: Yâ Rabbenâ ic'allenâ min ibadike fî hâze’ş-şehri ezvâcen.

Yâ Rabbenâ ic'allenâ min ibadike fî hâze’ş-şehri ezvâcen.
Ya Rab! Bu ayın hürmetine bize bu ramazan ayındaYa Rab! Bu ayın hürmetine bize bu ramazan ayında o oruç tutanlardan bize efendiler ver, zevcler ver.o oruç tutanlardan bize efendiler ver, zevcler ver. Ki, tekarra a’yününâ bi-him.Ki, tekarra a’yününâ bi-him. Biz onlarla mesrur olalım.Biz onlarla mesrur olalım. Ve tekra'u âyünühüm bi-nâ.Ve tekra'u âyünühüm bi-nâ. Onlar da bizimle mesrur olsunlar. Gözleri şenlensin, nurlansın.Onlar da bizimle mesrur olsunlar. Gözleri şenlensin, nurlansın. Cennet hurisi bu dünyadakilerine elbette benzemeyecek.Cennet hurisi bu dünyadakilerine elbette benzemeyecek. Fe-mâ min abdin.

Fe-mâ min abdin.
Efendimiz tekrardan. BirEfendimiz tekrardan. Bir hiçbir kul yok ki,hiçbir kul yok ki, yesûmü yevmen min ramadan.yesûmü yevmen min ramadan. Ramazandan bir gün oruç tutabilirse,Ramazandan bir gün oruç tutabilirse, illâ zevvece zevceten mine’l-hûr.illâ zevvece zevceten mine’l-hûr. Hûrilerden bir hanımla evlenecek.Hûrilerden bir hanımla evlenecek. Bir oruç tutan bir hanım alacak yani.Bir oruç tutan bir hanım alacak yani. Otuz tutan otuz alacak o zaman.Otuz tutan otuz alacak o zaman. Fî haymetin min dürretin.Fî haymetin min dürretin. Bir çadır ki inciden yapılmış, bir çadır içerisinde bunlar.Bir çadır ki inciden yapılmış, bir çadır içerisinde bunlar. Fakat o çadır deyince bizim çadır gibi çadırlar akla gelmemeli.Fakat o çadır deyince bizim çadır gibi çadırlar akla gelmemeli. Oraya mahsus çadır ki hayranlık içerisinde.Oraya mahsus çadır ki hayranlık içerisinde. Ke-mâ na’tallâhu azze ve celle.

Ke-mâ na’tallâhu azze ve celle.
Bunu Cenâb-ı Hak Kur'an da buyurmuş,Bunu Cenâb-ı Hak Kur'an da buyurmuş, Sûre-i Rahman'da, fe-bi-eyyi âlâiSûre-i Rahman'da, fe-bi-eyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân dediğimiz.rabbikümâ tükezzibân dediğimiz. Hûrun maksûrâtun fi’l-hıyâm. Fe-bi-eyyi âlâ-i rabbikümâ tükezzibân.

Hûrun maksûrâtun fi’l-hıyâm. Fe-bi-eyyi âlâ-i rabbikümâ tükezzibân.
Bu hurilere mahsuslarla cennet çadırlarında.

Bu hurilere mahsuslarla cennet çadırlarında.
Fi’l-hıyâm, bu huri kadınları çadırlarda.Fi’l-hıyâm, bu huri kadınları çadırlarda. Bakınız, burada bile, Allâh-u Teâla celle ve alâ, hepimizi bir arada bulundurmayacak.Bakınız, burada bile, Allâh-u Teâla celle ve alâ, hepimizi bir arada bulundurmayacak. Her erkek, hanımıyla ayrı bir çadırda, ayrı bir yerde.Her erkek, hanımıyla ayrı bir çadırda, ayrı bir yerde. Kaç köç orada da var yani.Kaç köç orada da var yani. Alâ küllimrietin minhünne seb’ûne hulleten.

Alâ küllimrietin minhünne seb’ûne hulleten.
Her bir huri hanımının üzerinde yetmiş tane hulle var. Entari.Her bir huri hanımının üzerinde yetmiş tane hulle var. Entari. Leyse minhâ hulletün alâ levnin uhrâ.Leyse minhâ hulletün alâ levnin uhrâ. Biri diğerine benzemeyen çeşitlikler de.Biri diğerine benzemeyen çeşitlikler de. Fakat bunların hiçbirisi altındakine mani olmuyor.Fakat bunların hiçbirisi altındakine mani olmuyor. Mesela üstünde giydiğimiz bu altındaki mani olur.Mesela üstünde giydiğimiz bu altındaki mani olur. Bu öyle değil.Bu öyle değil. Üstündeki neyse, ta içine, iliğine kadar hepsi böyle şeffaf görünüyor.Üstündeki neyse, ta içine, iliğine kadar hepsi böyle şeffaf görünüyor. Ve tu’tâ seb’îne levnen mine’t-tıyb.

Ve tu’tâ seb’îne levnen mine’t-tıyb.
Yetmiş çeşitlik koku ki her koku ayrı ayrı şeylerde.Yetmiş çeşitlik koku ki her koku ayrı ayrı şeylerde. Leyse minhü levmin alâ rîyhın âhar.Leyse minhü levmin alâ rîyhın âhar. Birinin kokusu diğerine benzemiyor.Birinin kokusu diğerine benzemiyor. Gayet üstün, birbirinden üstün kokular.Gayet üstün, birbirinden üstün kokular. Li-küllimraetin minhünne seb’ûne elfe vasîde.

Li-küllimraetin minhünne seb’ûne elfe vasîde.
Her bir hanımın yetmiş bin hizmetçisi var.Her bir hanımın yetmiş bin hizmetçisi var. Cennet bu. Çünkü yerin hududu yok.Cennet bu. Çünkü yerin hududu yok. Burada işte evlerimiz daracık.Burada işte evlerimiz daracık. Orada bir ev, gözünün görebildiği kadar hududu var.Orada bir ev, gözünün görebildiği kadar hududu var. Bunlara elbette hizmetçi lazım.Bunlara elbette hizmetçi lazım. Yetmiş bin hizmetçi. Hanım.Yetmiş bin hizmetçi. Hanım. Li-hâcetihâ.

Li-hâcetihâ.
O hanımın hizmeti için yetmiş bin tane hizmetçi verilmiş.O hanımın hizmeti için yetmiş bin tane hizmetçi verilmiş. Ve seb’ûne elfe vasîf.Ve seb’ûne elfe vasîf. Yetmiş bin tane de erkek hizmetçi.Yetmiş bin tane de erkek hizmetçi. Yetmiş bin kadın hizmetçi, yetmiş bin de erkek hizmetçi.Yetmiş bin kadın hizmetçi, yetmiş bin de erkek hizmetçi. Me’a külli vasîfin.Me’a külli vasîfin. O erkekler hizmet ediyorlar.O erkekler hizmet ediyorlar. Her bir erkek hizmetçi de.Her bir erkek hizmetçi de. Sahfetü min zehebin.Sahfetü min zehebin. Altından tabaklar.Altından tabaklar. Fîhâ levnü ta’âmin.Fîhâ levnü ta’âmin. Çeşit yemekler içerisinde.Çeşit yemekler içerisinde. Yecidü li-âhiri lokmatin minhâ lezzeten lem yecidhü li-evvelihî.Yecidü li-âhiri lokmatin minhâ lezzeten lem yecidhü li-evvelihî. Aldığı her lokmanın tadı birinden diğerinden ayrı.Aldığı her lokmanın tadı birinden diğerinden ayrı. Yani ilk lokmanın tadı ayrı, ikincininki ayrı, üçüncününki ayrı, dördüncünün ki ayrı.Yani ilk lokmanın tadı ayrı, ikincininki ayrı, üçüncününki ayrı, dördüncünün ki ayrı. Hiçbiri birine benzemiyor yani. Her birisinin tadı ayrı ayrı.Hiçbiri birine benzemiyor yani. Her birisinin tadı ayrı ayrı. Ve li-küllimrietin minhünne.

Ve li-küllimrietin minhünne.
Bu hanımların her birisi için vardır.Bu hanımların her birisi için vardır. Seb'ûne seriran.Seb'ûne seriran. Yetmiş tane koltuk mu diyeceğiz, karyola mı diyeceğiz?Yetmiş tane koltuk mu diyeceğiz, karyola mı diyeceğiz? Serir, köşk mü diyeceğiz?Serir, köşk mü diyeceğiz? Köşk değil de böyle padişahların oturacağı saltanat yatakları.Köşk değil de böyle padişahların oturacağı saltanat yatakları. Min yakûti min hamrâ’.Min yakûti min hamrâ’. Kırmızı yakuttan yapılmış bu şeyler.Kırmızı yakuttan yapılmış bu şeyler. Alâ külli serîrin seb’ûne firâşen.Alâ külli serîrin seb’ûne firâşen. Her bir karyolanın yahut her bir seririn üzerinde vardır, yetmiş tane yatak.Her bir karyolanın yahut her bir seririn üzerinde vardır, yetmiş tane yatak. Bunların yatakları da ipekten.Bunların yatakları da ipekten. Fevka külli firâşın seb’ûne erîke.

Fevka külli firâşın seb’ûne erîke.
Bu şimdi bu serir denilen nasıl şeyse,Bu şimdi bu serir denilen nasıl şeyse, bu bizim karyola yahut koltuk diyoruz ama değil öyle.bu bizim karyola yahut koltuk diyoruz ama değil öyle. Hepsinde yetmiş tane erîke var ki hepsinde yetmiş tane parça koltuğu var.Hepsinde yetmiş tane erîke var ki hepsinde yetmiş tane parça koltuğu var. Koltuk, oturup istirahat edecek.Koltuk, oturup istirahat edecek. Bizim sandalye dediğimiz tertipte ama bu serir nasıl şeyse,Bizim sandalye dediğimiz tertipte ama bu serir nasıl şeyse, onların üzerinde bunlar da mevcut bulunuyor.onların üzerinde bunlar da mevcut bulunuyor. Ve yû’ta zevcûhâ misle zâlik.

Ve yû’ta zevcûhâ misle zâlik.
Bunun efendisine de böyle verilecek.Bunun efendisine de böyle verilecek. Hanımın ki da böyle.Hanımın ki da böyle. Yani erkek odası ayrı, hanım, bey odası ayrı.Yani erkek odası ayrı, hanım, bey odası ayrı. Bu kadar süslenmiş gayet güzel bir şekilde.Bu kadar süslenmiş gayet güzel bir şekilde. Alâ serîrin min yâkûti ahmer.Alâ serîrin min yâkûti ahmer. Kırmızı yakuttan böyle süslenmiş bunlar, bu serirler.Kırmızı yakuttan böyle süslenmiş bunlar, bu serirler. Ve meşham bi’d-dûr.Ve meşham bi’d-dûr. İncilerle de böyle pırlantalanmış araları.İncilerle de böyle pırlantalanmış araları. Aleyhi sivârân.Aleyhi sivârân. Bunların üzerlerinde var bilezikler, altın bilezikler.Bunların üzerlerinde var bilezikler, altın bilezikler. Ki, min zehebin. Altından.Ki, min zehebin. Altından. Hâzâ bi-külli yevmin sâmehû min ramadan.Hâzâ bi-külli yevmin sâmehû min ramadan. Her gün Ramazan orucunu tutanlara bunlar verilecek.Her gün Ramazan orucunu tutanlara bunlar verilecek. Her gün.Her gün. Hâzâ bi-külli yevmin sâmehû min ramadan.Hâzâ bi-külli yevmin sâmehû min ramadan. Ramazandan tuttuğu her gün orucuna bu mükâfatlara nail olacak insan.Ramazandan tuttuğu her gün orucuna bu mükâfatlara nail olacak insan. Sivâ mâ 'amile mine’l-hasenât.

Sivâ mâ 'amile mine’l-hasenât.
Ondan sonra namazları var, zekatları var, işte başka hayırları var.Ondan sonra namazları var, zekatları var, işte başka hayırları var. Var, var. Onların ki ayrı. Bu yalnız oruca müteallık olan hasenat kiVar, var. Onların ki ayrı. Bu yalnız oruca müteallık olan hasenat ki Allah cümlemizi affetsin. Tevfikat-ı samedaniyesine mazhar etsin.Allah cümlemizi affetsin. Tevfikat-ı samedaniyesine mazhar etsin. Ümâme radıyallâhu anh diyor ki, sallallahu aleyhi ve sellem’den:

Ümâme radıyallâhu anh diyor ki, sallallahu aleyhi ve sellem’den:
Lillâhi azze ve celle ınde külli fıtratin utegâ.

Lillâhi azze ve celle ınde külli fıtratin utegâ.
Akşam iftar vakti Cenâb-ı Hak sayısız kimseleri cehennemlik oldukları halde affediyor onları. Utegâ.Akşam iftar vakti Cenâb-ı Hak sayısız kimseleri cehennemlik oldukları halde affediyor onları. Utegâ. Sa’îdi’l Hudrî Hazretleri de bunu naklediyor ki:

Sa’îdi’l Hudrî Hazretleri de bunu naklediyor ki:
İnne lillâhi tebâreke ve teâlâ, utekâe fî külli yevmin ve leyletin,

İnne lillâhi tebâreke ve teâlâ, utekâe fî külli yevmin ve leyletin,
ya’nî fî Ramadân.ya’nî fî Ramadân. Ve inne li-külli müslimin fî külli yevmin ve leyletin,Ve inne li-külli müslimin fî külli yevmin ve leyletin, da’veten müstecâbeten.da’veten müstecâbeten. Her Müslümanın da her gece kabul olacak bir duası var.

Her Müslümanın da her gece kabul olacak bir duası var.
Bu duasını kaçırmasın.Bu duasını kaçırmasın. İftar vakti kabul olunacak bir duası var.İftar vakti kabul olunacak bir duası var. Gözünü açsın, iftardan evvel hazırlansın.Gözünü açsın, iftardan evvel hazırlansın. Aman ya Rabbi! Bu hacetimi senden diliyorum, desin.Aman ya Rabbi! Bu hacetimi senden diliyorum, desin. O mutlaka müstecap.O mutlaka müstecap. Başka zamana benzemiyor.Başka zamana benzemiyor. Duaların müstecabı üç kişiye tahsil edilmiş.

Duaların müstecabı üç kişiye tahsil edilmiş.
Selâsetün lâ türaddü da’vetühüm.

Selâsetün lâ türaddü da’vetühüm.
Üç kişinin duası katiyen reddolunmaz.Üç kişinin duası katiyen reddolunmaz. Birisi, es-sâim hîne yuftır.

Birisi, es-sâim hîne yuftır.
İftar edeceği vakit sâimin yapacağı dua bir.İftar edeceği vakit sâimin yapacağı dua bir. Ve’l-imâmü’l-âdil.Ve’l-imâmü’l-âdil. İmâm-ı âdil. Onu bulmak müşkül.İmâm-ı âdil. Onu bulmak müşkül. Ve da’vetü’l-mazlûm.Ve da’vetü’l-mazlûm. Üçüncüsü de mazlumların duası.Üçüncüsü de mazlumların duası. Mazlum gavur da olsa şuna dikkat edin,Mazlum gavur da olsa şuna dikkat edin, mazlum gavur da olsa Allah onun duasını kabul ediyor ve ona yardım ediyor.mazlum gavur da olsa Allah onun duasını kabul ediyor ve ona yardım ediyor. Onun için kimseye karşı adam bu da adam değil, zulmetmemekOnun için kimseye karşı adam bu da adam değil, zulmetmemek müslümanlığın baş vazifelerinden birisi gibi.müslümanlığın baş vazifelerinden birisi gibi. Bir şeyin mazlumun duası.

Bir şeyin mazlumun duası.
Yerfe’uhellâhü fevka’l-ğamâm le-tüftehu lehâ ebvâbü's-semâYerfe’uhellâhü fevka’l-ğamâm le-tüftehu lehâ ebvâbü's-semâ ve yekûlü’r-rab ve-‘izzetî le-ensuranneki ve lev ba’de hîn.ve yekûlü’r-rab ve-‘izzetî le-ensuranneki ve lev ba’de hîn. O mazluma karşı sana ben muhakkak duanı kabul ettiğimden dolayı yardımımı yapacağımO mazluma karşı sana ben muhakkak duanı kabul ettiğimden dolayı yardımımı yapacağım diyerekten de vaadini de buyurmuş.diyerekten de vaadini de buyurmuş. Cenâb-ı Hak cümlemizi affetsin.

Cenâb-ı Hak cümlemizi affetsin.
Bu mübarek ayı bize lütfetti.Bu mübarek ayı bize lütfetti. Bizim değil bu. Bize de elhamdülillah o kuvveti verdi, tutturuyor şimdi.Bizim değil bu. Bize de elhamdülillah o kuvveti verdi, tutturuyor şimdi. İnşaallah mağfirun zümresine cümlemize ilhak etsin.İnşaallah mağfirun zümresine cümlemize ilhak etsin. Cümlemize rızasını kazanmaya muvaffak olan kulların arasına kabul etsin.Cümlemize rızasını kazanmaya muvaffak olan kulların arasına kabul etsin. Şimdi insan bazen düşünüyor da şimdi tabi ramazan oruç tutuyoruz elhamdülillah.

Şimdi insan bazen düşünüyor da şimdi tabi ramazan oruç tutuyoruz elhamdülillah.
Namaz da kılıyoruz, Kur'an da okuyoruz.Namaz da kılıyoruz, Kur'an da okuyoruz. Başka neler yapılması lazım ise hep yapıyoruz amaBaşka neler yapılması lazım ise hep yapıyoruz ama bunlarla beraber Hakk'ın rızasını hiç unutmamak lazım.bunlarla beraber Hakk'ın rızasını hiç unutmamak lazım. Bütün gaye Hakk'ın rızasıdır.Bütün gaye Hakk'ın rızasıdır. Hakk'ın rızasına doğru hareketler olmadıkçaHakk'ın rızasına doğru hareketler olmadıkça okunan hatimler, yapılan Kur'an'lar, yapılan zikirler, yapılan şunlar bunlar hep şeye gider.okunan hatimler, yapılan Kur'an'lar, yapılan zikirler, yapılan şunlar bunlar hep şeye gider. Mesela yalan söylemekle, gıybet etmekle,Mesela yalan söylemekle, gıybet etmekle, neydi birisi de? Gıybet, helalden yemek.neydi birisi de? Gıybet, helalden yemek. Bunları yapamıyorsa.Bunları yapamıyorsa. Şimdi mesela kardeşler

Şimdi mesela kardeşler
dükkanlarında hep şarap satıyorlar.dükkanlarında hep şarap satıyorlar. Diyorlar ki biz şarap satmayan bir dükkan bulamadık ki,Diyorlar ki biz şarap satmayan bir dükkan bulamadık ki, ekmek peynir alalım oradan.ekmek peynir alalım oradan. Hangi dükkana gitsek şişeler dolu.Hangi dükkana gitsek şişeler dolu. E bu kardeş bunun haram olduğunu bilmiyor, değildir.E bu kardeş bunun haram olduğunu bilmiyor, değildir. Bilmemek de mümkün değildir.Bilmemek de mümkün değildir. Müslüman memleketinde olsun da bunu bilmesin olmaz.Müslüman memleketinde olsun da bunu bilmesin olmaz. Belki gavur memleketinde olur daBelki gavur memleketinde olur da orada yeni müslüman olmuşsa belki bilmeyebilir.orada yeni müslüman olmuşsa belki bilmeyebilir. Ama eski müslümansa yine onu da öğrenmekle mükellef.Ama eski müslümansa yine onu da öğrenmekle mükellef. Memleketimizde ise hiç ona cevaz yok.Memleketimizde ise hiç ona cevaz yok. Bunları satıp da bunlarla akşama kadar da oruç tutar belki.Bunları satıp da bunlarla akşama kadar da oruç tutar belki. Oruç tutmuştur,Oruç tutmuştur, belki Kur'an'da okuyordur veya okutuyordur da. Olmaz ama.belki Kur'an'da okuyordur veya okutuyordur da. Olmaz ama. Boş. Emek boşa gidiyor.Boş. Emek boşa gidiyor. Haramla iftar edeceğiz akşamüstü.Haramla iftar edeceğiz akşamüstü. Bu müslümana yakışmaz.Bu müslümana yakışmaz. Yalanı hiç söylemeyeceğiz.Yalanı hiç söylemeyeceğiz. Buna bir alıştıysak bunu bırakmak da zordur.Buna bir alıştıysak bunu bırakmak da zordur. Dün okuduğum şeyde hatıra diyor,

Dün okuduğum şeyde hatıra diyor,
vesvese diyoruz biz ya.vesvese diyoruz biz ya. Gönüllerimizde bir şeyler geliyor yani.Gönüllerimizde bir şeyler geliyor yani. İçimizde böyle bir hatıralar.İçimizde böyle bir hatıralar. Evvela vazife bu hatıraları -kötü hatıralarsa-Evvela vazife bu hatıraları -kötü hatıralarsa- bunları dağıtıp atmak lazım.bunları dağıtıp atmak lazım. Kötü hatıralar kuvvetlene kuvvetlene fiil haline geçer, diyor.Kötü hatıralar kuvvetlene kuvvetlene fiil haline geçer, diyor. Fiil haline geçirdikten sonra onun önüne geçmek mümkün değildir artık.Fiil haline geçirdikten sonra onun önüne geçmek mümkün değildir artık. Alışkanlık da olur.Alışkanlık da olur. Ondan sonra onun hakkından gelemezsin.Ondan sonra onun hakkından gelemezsin. Yalanı da böyle alıştıktan sonra onu terk etmek kadar zor şey de yoktur.Yalanı da böyle alıştıktan sonra onu terk etmek kadar zor şey de yoktur. Gıybete alışmış, terk etmesi mümkün değil.Gıybete alışmış, terk etmesi mümkün değil. Yapma kardeş. Neyine lazım Ahmet'in, Mehmet'in işi?Yapma kardeş. Neyine lazım Ahmet'in, Mehmet'in işi? Sen kendi işine bak.Sen kendi işine bak. Ama alışmıştır insan, yapamaz.Ama alışmıştır insan, yapamaz. İki kişi bir araya geldi miydi Ahmet şöyle, Mehmet böyle.İki kişi bir araya geldi miydi Ahmet şöyle, Mehmet böyle. Bizim oruçların sevaplarını alıp gidiyor yani.

Bizim oruçların sevaplarını alıp gidiyor yani.
el-Fâtiha.

el-Fâtiha.
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2