Namaz Vakitleri

17 Cemâziye'l-Evvel 1448
28 October 2026
İmsak
05:57
Güneş
07:23
Öğle
12:53
İkindi
15:45
Akşam
18:12
Yatsı
19:32
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Kemâ yenbağî licelâli vechihî ve li-azîmi sultânih…Kemâ yenbağî licelâli vechihî ve li-azîmi sultânih… Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ hayri halkıhî seyyidinâ ve senedîna ve mededinâ muhammedini’lmustafâ…Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ hayri halkıhî seyyidinâ ve senedîna ve mededinâ muhammedini’lmustafâ… Ve âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi ihsânin bi’s-sıdkı ve’l-vefâ…Ve âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi ihsânin bi’s-sıdkı ve’l-vefâ… Emmâ ba’d:Emmâ ba’d: Çok aziz kardeşlerim.

Çok aziz kardeşlerim.
Ramazanın bu son akşamında

Ramazanın bu son akşamında
peygamber efendimizin hadis-i şeriflerinipeygamber efendimizin hadis-i şeriflerini okumaya başlamadan önce,okumaya başlamadan önce, peygamber efendimizin ruhuna,peygamber efendimizin ruhuna, onun ashab-i mübarekininonun ashab-i mübarekinin mübarek ashablarının ruhlarına,mübarek ashablarının ruhlarına, etbâının, âl'inin, salihlerin, velilerin, evliyaların,etbâının, âl'inin, salihlerin, velilerin, evliyaların, sâdât-ı meşâyih-i turuk-u aliyyemizin ruhlarınınsâdât-ı meşâyih-i turuk-u aliyyemizin ruhlarının hediye olmak üzere...hediye olmak üzere... Bize dünya ve ahiret saadetine erelim diye bir fatiha üç ihlas-i şerif...Bize dünya ve ahiret saadetine erelim diye bir fatiha üç ihlas-i şerif... Peygamber efendimizden bu zamana kadar gelmiş geçmiş, mümin ve müminatPeygamber efendimizden bu zamana kadar gelmiş geçmiş, mümin ve müminat alimler, hasıllar ve raviler...alimler, hasıllar ve raviler... Şeyhlerin ruhlarına hediye olsun diyeŞeyhlerin ruhlarına hediye olsun diye okuyalım öyle başlayalım...okuyalım öyle başlayalım... Kàle rasûlü’llah salla’llàhu aleyhi ve sellem,

Kàle rasûlü’llah salla’llàhu aleyhi ve sellem,
kemâ revâhü’bnü asâkir an âişete radıya’llàhü teàlâ anhâ:kemâ revâhü’bnü asâkir an âişete radıya’llàhü teàlâ anhâ: Kâne izâ halâ bi-nisâihî, elyene’n-nâsi ve ekreme’n-nâsi, dâhhâken bessâma

Kâne izâ halâ bi-nisâihî, elyene’n-nâsi ve ekreme’n-nâsi, dâhhâken bessâma
Sadaka rasûlü’llàh, fî mâ kàl, ev kemâ kàl.Sadaka rasûlü’llàh, fî mâ kàl, ev kemâ kàl. Aziz ve muhterem kardeşlerim bugün açılan Kur'an sayfasındaAziz ve muhterem kardeşlerim bugün açılan Kur'an sayfasında Peygamber SAS Efendimiz’in

Peygamber SAS Efendimiz’in
birtakım özelliklerini anlatan bir bölümümüz geldi.birtakım özelliklerini anlatan bir bölümümüz geldi. Oradan okuyorum ki:Oradan okuyorum ki: Kâne izâ halâ bi-nisâihî,

Kâne izâ halâ bi-nisâihî,
peygamber SAS Efendimizpeygamber SAS Efendimiz evinde ev halkıyla başbaşa kaldığı zaman hanımlarıyla, çoluk çocuğuylaevinde ev halkıyla başbaşa kaldığı zaman hanımlarıyla, çoluk çocuğuyla başbaşa kaldığı zamanbaşbaşa kaldığı zaman dışarıda görevi var: Camide tebliğ görevi var.dışarıda görevi var: Camide tebliğ görevi var. Devlet yönetme görevi var vs. Sayısız görevleri var.Devlet yönetme görevi var vs. Sayısız görevleri var. Nice savaşlara girmiş çıkmış,Nice savaşlara girmiş çıkmış, elçiler kabul etmiş, dış ülkelere mektuplar yazmış.elçiler kabul etmiş, dış ülkelere mektuplar yazmış. Tahmin ediyor muydunuz,

Tahmin ediyor muydunuz,
bilir misiniz ki, Bizans İmparatoruna mektup yazmış Peygamber Efendimiz?bilir misiniz ki, Bizans İmparatoruna mektup yazmış Peygamber Efendimiz? Mekke’den, Bizans İmparatoru Herakliyus’a elçi gönderiyor.Mekke’den, Bizans İmparatoru Herakliyus’a elçi gönderiyor. “—Hak dine gel, Müslüman ol; Allah ecrini iki misli verir!

“—Hak dine gel, Müslüman ol; Allah ecrini iki misli verir!
Hem, kendin ecir kazanırsın,Hem, kendin ecir kazanırsın, hem teb’an da sana bakarak müslüman olduğu için,hem teb’an da sana bakarak müslüman olduğu için, onların sevabı da sana gelir.” diye mektup yazmış.onların sevabı da sana gelir.” diye mektup yazmış. Hatta Mısır’a Bahreyn’e mektup yollamış.

Hatta Mısır’a Bahreyn’e mektup yollamış.
Hatta bizim Diyarbakır taraflarında Süryanî denilen bazı insanlar var.Hatta bizim Diyarbakır taraflarında Süryanî denilen bazı insanlar var. O Süryânîlerin bir alimleri Ankara’ya gelmiş;O Süryânîlerin bir alimleri Ankara’ya gelmiş; “—Bizim manastırımızda, sizin Peygamberinizden bize gönderilen mektup

“—Bizim manastırımızda, sizin Peygamberinizden bize gönderilen mektup
hâlâ muhafaza ediliyor.” diye;hâlâ muhafaza ediliyor.” diye; Yani oraya da mektup yazmış.

Yani oraya da mektup yazmış.
“Ben Allah’ın hak Peygamberiyim!“Ben Allah’ın hak Peygamberiyim! Müslüman olun! Bâtıl boş inançları bırakın!” diye.Müslüman olun! Bâtıl boş inançları bırakın!” diye. Demek ki, elçiler göndermek, mektup yazmak,Demek ki, elçiler göndermek, mektup yazmak, insanları hak yola davet etmek, dış görevi.insanları hak yola davet etmek, dış görevi. Medine’de bir İslâm toplumu meydana gelmiş,

Medine’de bir İslâm toplumu meydana gelmiş,
o toplumun meseleleriyle uğraşır çarşıya pazara çıkıp teftiş yapardı.o toplumun meseleleriyle uğraşır çarşıya pazara çıkıp teftiş yapardı. Belediye reisinin görevi.Belediye reisinin görevi. Ordu teşkil ederdi, sevk ederdi.Ordu teşkil ederdi, sevk ederdi. Genelkurmayın görevi.Genelkurmayın görevi. Gelen elçileri kabul eder, dinlerdi.Gelen elçileri kabul eder, dinlerdi. Reis-i cumhurun görevi.Reis-i cumhurun görevi. Yani, bir sürü görevleri var.Yani, bir sürü görevleri var. Peki, özel hayatı nasıldı, Peygamber Efendimiz SAS’in?Peki, özel hayatı nasıldı, Peygamber Efendimiz SAS’in? Dış hayatının, ne kadar ciddi, ne kadar nurlu,Dış hayatının, ne kadar ciddi, ne kadar nurlu, ne kadar önemli ve yüksek olduğunu biliyoruz.ne kadar önemli ve yüksek olduğunu biliyoruz. Acaba hane kapısının arkasında nasıl bir kimseydi?

Acaba hane kapısının arkasında nasıl bir kimseydi?
Kim bilir bu halini?Kim bilir bu halini? Efendimizin bu özel hayatını, esrarını kim bilir?Efendimizin bu özel hayatını, esrarını kim bilir? Hazret-i Âişe Anamız bilir;Hazret-i Âişe Anamız bilir; çünkü ailesi; o rivayet ediyor.çünkü ailesi; o rivayet ediyor. Hazret-i Âişe-i Sıddîka RA söylüyor. Çünkü ev özel.Hazret-i Âişe-i Sıddîka RA söylüyor. Çünkü ev özel. Evdeki durumunun nasıl olduğunu, ancak onlar bilir.Evdeki durumunun nasıl olduğunu, ancak onlar bilir. Kâne izâ halâ bi-nisâihî elyene’n-nâsi

Kâne izâ halâ bi-nisâihî elyene’n-nâsi
Ev halkıyla hanımıyla, çoluk çocuğuyla baş başa ikenEv halkıyla hanımıyla, çoluk çocuğuyla baş başa iken Efendimiz insanların en yumuşağı idi.Efendimiz insanların en yumuşağı idi. Elyen demek, leyyin kelimesinin ismi tafdilidir;Elyen demek, leyyin kelimesinin ismi tafdilidir; yumuşaklar yumuşağı,yumuşaklar yumuşağı, yumuşak mı yumuşak…yumuşak mı yumuşak… Artık pamuk gibi mi dersiniz, ne derseniz.Artık pamuk gibi mi dersiniz, ne derseniz. Peygamber Efendimiz kadife gibiydi, pamuk gibiydi diye anlatabiliriz belki,Peygamber Efendimiz kadife gibiydi, pamuk gibiydi diye anlatabiliriz belki, Türkçe söylemek için. Sert değildi.Türkçe söylemek için. Sert değildi. Bizim, Anadolu’dan aldığımız görgümüzü düşünelim!

Bizim, Anadolu’dan aldığımız görgümüzü düşünelim!
Kahve kültürü, köy kültürü, kasaba kültürü, Anadolu kültürü nasıldır?Kahve kültürü, köy kültürü, kasaba kültürü, Anadolu kültürü nasıldır? Peygamber Efendimiz nasılmış?

Peygamber Efendimiz nasılmış?
İnsanların en yumuşağı imiş. Bir.İnsanların en yumuşağı imiş. Bir. Bu, en yumuşak vasfı hatırınızda kalsın! İki.Bu, en yumuşak vasfı hatırınızda kalsın! İki. Ve ekreme’n-nâsi

Ve ekreme’n-nâsi
İnsanların en bağışlayıcısı, en cömerdiydi.İnsanların en bağışlayıcısı, en cömerdiydi. Ekrem demek, kerîm sözünün ismi tafdili o da.Ekrem demek, kerîm sözünün ismi tafdili o da. Soylu ve cömert demek.Soylu ve cömert demek. Soyluluk, umumiyetle cömertlikten belli olduğu için,Soyluluk, umumiyetle cömertlikten belli olduğu için, Soylu asaletli insan,Soylu asaletli insan, parası pulu var, sağa sola yardım yapar,parası pulu var, sağa sola yardım yapar, herkes ondan bir şey ister, o da yardımcı olur...herkes ondan bir şey ister, o da yardımcı olur... Ondan dolayı bu kelime hem cömert, hem de asil mânâsına geliyor.Ondan dolayı bu kelime hem cömert, hem de asil mânâsına geliyor. İnsanların en cömerti idi.İnsanların en cömerti idi. Eli açık, lütufkâr; istenirse verir, istenmezse yine verir.Eli açık, lütufkâr; istenirse verir, istenmezse yine verir. Gözünün ucuyla baktığı zaman ihtiyacını anlar.Gözünün ucuyla baktığı zaman ihtiyacını anlar. İkinci vasıf bu.

İkinci vasıf bu.
En yumuşak, en cömert;

En yumuşak, en cömert;
insanların en yumuşağı, insanların en cömerdi. Üçüncü vasfı:insanların en yumuşağı, insanların en cömerdi. Üçüncü vasfı: Dahhâken.

Dahhâken.
Dahhâken, Arapça bilenler gülmeğe başladı.Dahhâken, Arapça bilenler gülmeğe başladı. Dahhâk, çok gülen demek. Dâhiken deseydi,Dahhâk, çok gülen demek. Dâhiken deseydi, Arapça’da gülen demek olurdu, gülücü.Arapça’da gülen demek olurdu, gülücü. Yâni mütebessim olsaydı, dâhiken derdi.Yâni mütebessim olsaydı, dâhiken derdi. Burada dahhâken diyor, yâni mübalağa sigasıyla ifade ediliyor;Burada dahhâken diyor, yâni mübalağa sigasıyla ifade ediliyor; çok gülerdi.çok gülerdi. İnsanların en yumuşağı, insanların en

İnsanların en yumuşağı, insanların en
cömerdi, en eli açığıydı;cömerdi, en eli açığıydı; en bağışlayıcısı, lütûfkârıydıen bağışlayıcısı, lütûfkârıydı ve sonra çok gülerdi.ve sonra çok gülerdi. Hani insan sanır ki,Hani insan sanır ki, hep kaşları çatık mı acaba, hep ciddi mi?hep kaşları çatık mı acaba, hep ciddi mi? Ev hali nasıl, hiç kimseye gülmez mi? Evde çıt çıkmaz mı?Ev hali nasıl, hiç kimseye gülmez mi? Evde çıt çıkmaz mı? Nasıl olur diye merak eder.Nasıl olur diye merak eder. Çok gülerdi tabii

Çok gülerdi tabii
vakarından, asaletinden, peygamberliğinden,vakarından, asaletinden, peygamberliğinden, saygınlığından hiçbir şey kaybetmeden...saygınlığından hiçbir şey kaybetmeden... Güleç, mütebessim idi.Güleç, mütebessim idi. Hiçbir zaman kahkahayla gülmedi.Hiçbir zaman kahkahayla gülmedi. Efendimiz, tebessüm ederdi.Efendimiz, tebessüm ederdi. Güldüğü zaman, sesli gülmezdi.Güldüğü zaman, sesli gülmezdi. Kubbeleri çınlatan kahkahalar, şakrak, şen öyle birşey yok.Kubbeleri çınlatan kahkahalar, şakrak, şen öyle birşey yok. Efendimizin adeti öyle değildi. Yalnız tebessüm ederdi.Efendimizin adeti öyle değildi. Yalnız tebessüm ederdi. Demek ki, asık suratlı değildi,

Demek ki, asık suratlı değildi,
Abûs çehreli insanlar gibi değildi.Abûs çehreli insanlar gibi değildi. Evde, etrafa gülücükler tebessümler dağıtan,Evde, etrafa gülücükler tebessümler dağıtan, gül yüzünden güller saçılan bir insan.gül yüzünden güller saçılan bir insan. Sonra, son vasfı: Bessâmen

Sonra, son vasfı: Bessâmen
O da tebessüm edici demek.O da tebessüm edici demek. Gülerdi, tebessüm ederdi, çok gülen, çok tebessüm edici, çok gülücü,Gülerdi, tebessüm ederdi, çok gülen, çok tebessüm edici, çok gülücü, insanların en cömerdi, eli açığı, lütufkârı, yumuşağı idi.insanların en cömerdi, eli açığı, lütufkârı, yumuşağı idi. Bunlar bizim için birer irşad, işaret, istikamet, nasihattir.

Bunlar bizim için birer irşad, işaret, istikamet, nasihattir.
Biz, bir yuva kuruyoruz;Biz, bir yuva kuruyoruz; yuvası olanlar kendi yuvasında şartlar ve haller nasıldır, bilirler.yuvası olanlar kendi yuvasında şartlar ve haller nasıldır, bilirler. Nasıl olması lazım geldiğini burada görüyoruz.Nasıl olması lazım geldiğini burada görüyoruz. İki kimse evlenince,İki kimse evlenince, annelerinden, babalarından daha yakın oluyor birbirine.annelerinden, babalarından daha yakın oluyor birbirine. Anne baba yabancılaşıyor, eşi insanın en yakını,Anne baba yabancılaşıyor, eşi insanın en yakını, hayat arkadaşı oluyor. Yani olabildiğince yakın oluyor.hayat arkadaşı oluyor. Yani olabildiğince yakın oluyor. Fakat insanların çoğu, hayat arkadaşıyla geçimi,Fakat insanların çoğu, hayat arkadaşıyla geçimi, muaşereti İslâmî ölçüler içinde sürdürmüyor.muaşereti İslâmî ölçüler içinde sürdürmüyor. İki taraflı kusur oluyor.İki taraflı kusur oluyor. Bazen erkeklerde kusur büyük oluyor.

Bazen erkeklerde kusur büyük oluyor.
Kazak erkek deniliyor, gaddar, zalim, cebbar,Kazak erkek deniliyor, gaddar, zalim, cebbar, kapıdan girdiği zaman, herkesin yüreği ağzına geliyor.kapıdan girdiği zaman, herkesin yüreği ağzına geliyor. Çocuklar bir tarafa kaçıyor,Çocuklar bir tarafa kaçıyor, hanım mutfaktaki işinin başına kaçıyor.hanım mutfaktaki işinin başına kaçıyor. Bağırır, çağırır, eser- tozar... Bu, bir tip.Bağırır, çağırır, eser- tozar... Bu, bir tip. Bazen kusur hanımda oluyor.

Bazen kusur hanımda oluyor.
İslâm hanımı beyine itaate sevk etmiş.İslâm hanımı beyine itaate sevk etmiş. Kural böyle!Kural böyle! Kur’an-ı Kerim’de emredilmiş olan şekil böyle!Kur’an-ı Kerim’de emredilmiş olan şekil böyle! Evin reisi erkek.Evin reisi erkek. Hanım, onun maiyetinde, onun yardımcısı.Hanım, onun maiyetinde, onun yardımcısı. Birisine reis-i cumhur diyelim; küçük hanenin devlet başkanı,Birisine reis-i cumhur diyelim; küçük hanenin devlet başkanı, ötekisine de başbakan veya içişleri bakanı, diyebiliriz.ötekisine de başbakan veya içişleri bakanı, diyebiliriz. Devlet başkanı erkek.Devlet başkanı erkek. Erkeğin omuzunda görevler yüksek, büyük.

Erkeğin omuzunda görevler yüksek, büyük.
Dışa karşı koruyacak, eve yiyecek, içecek getirecek;Dışa karşı koruyacak, eve yiyecek, içecek getirecek; evin geçimi erkeğin omuzunda…evin geçimi erkeğin omuzunda… Kadın çalışmak zorunda değil.

Kadın çalışmak zorunda değil.
“Git, benim gıdamı getir, yiyeceğimi getir!“Git, benim gıdamı getir, yiyeceğimi getir! Beni barındırmak, yedirmek, içirmek, doyurmak senin vazifen...” diyecek durumda İslam'da.Beni barındırmak, yedirmek, içirmek, doyurmak senin vazifen...” diyecek durumda İslam'da. Çocuğun, hanımın, aile fertlerinin gıdasının sorumluluğu erkeğin üzerinde.Çocuğun, hanımın, aile fertlerinin gıdasının sorumluluğu erkeğin üzerinde. Kazanacak, helâlinden yedirecek, onlara, getirecek.Kazanacak, helâlinden yedirecek, onlara, getirecek. Hatta o kadar ki,Hatta o kadar ki, Bu kaidenin böyle olması dolayısıyla nafakaBu kaidenin böyle olması dolayısıyla nafaka erkeğin üzerinde borç, görev olduğundan, görev olduğundanerkeğin üzerinde borç, görev olduğundan, görev olduğundan kadın kendi çocuğunu emzirmeğe zorlanamıyor.kadın kendi çocuğunu emzirmeğe zorlanamıyor. “—Doğurdun çocuğunu, emzir bakalım!” diyemezsin, kadın mecbur değil.

“—Doğurdun çocuğunu, emzir bakalım!” diyemezsin, kadın mecbur değil.
Koca aileye bakmakla görevli olduğu için, iş inada binse farz edelim,

Koca aileye bakmakla görevli olduğu için, iş inada binse farz edelim,
kadın “Emzirmiyorum!” dese, iş inada binse farz edelim.kadın “Emzirmiyorum!” dese, iş inada binse farz edelim. İslâmi kanuna göre, emzirtemez.İslâmi kanuna göre, emzirtemez. Süt alacak, muhallebi pişirecek, mama pişirecek...Süt alacak, muhallebi pişirecek, mama pişirecek... Çünkü bakmak ona ait.Çünkü bakmak ona ait. Dünyalarını korumak, âhiretlerini korumak, ona ait.Dünyalarını korumak, âhiretlerini korumak, ona ait. Günaha, harama girmemeleri, dinlerini öğrenmeleri;Günaha, harama girmemeleri, dinlerini öğrenmeleri; Allah’ın yolunca ailenin sevk edilmesi, yönetilmesi erkeğe ait.Allah’ın yolunca ailenin sevk edilmesi, yönetilmesi erkeğe ait. Kadın da, bir iş bölümün gereği olarak evin iç işleriyle,

Kadın da, bir iş bölümün gereği olarak evin iç işleriyle,
çocukların eğitimiyle ilgilenecek,çocukların eğitimiyle ilgilenecek, ne yapması gerekiyorsa onu yapacak!ne yapması gerekiyorsa onu yapacak! İslâm’da, kadının dışarıda çalışması hiç yok değil.İslâm’da, kadının dışarıda çalışması hiç yok değil. Tamamen kesilmiş ve koparılıp atılmış değil ama, doğru değil.Tamamen kesilmiş ve koparılıp atılmış değil ama, doğru değil. Kadın hem mecbur değil çalışmağa,Kadın hem mecbur değil çalışmağa, dışarıda; hem de doğru değil.dışarıda; hem de doğru değil. Aile yuvasının ana yapısında bir takım aksaklıklar meydana geliyor.Aile yuvasının ana yapısında bir takım aksaklıklar meydana geliyor. Bir hadis-i şerifte buyuruyor ki, Peygamber SAS Hazretleri:Bir hadis-i şerifte buyuruyor ki, Peygamber SAS Hazretleri: “Kıyamet alametlerinden birisi nedir?

“Kıyamet alametlerinden birisi nedir?
Ahir zaman dünyanın sonu gelmiş, az sonra dünya bozulacak,Ahir zaman dünyanın sonu gelmiş, az sonra dünya bozulacak, herc ü merc olacak, kıyamet kopacak.herc ü merc olacak, kıyamet kopacak. Ortalık bozuk, fesat fitne çoğalmış,Ortalık bozuk, fesat fitne çoğalmış, din zayıflamış, ahlak bozulmuş ayaklar baş olmuş...”din zayıflamış, ahlak bozulmuş ayaklar baş olmuş...” Kıyamet alâmetlerinden birisi olarak

Kıyamet alâmetlerinden birisi olarak
benim çok dikkatimi çekmişti.benim çok dikkatimi çekmişti. İlk okuduğum zaman böyle gözlerimi açmışım,İlk okuduğum zaman böyle gözlerimi açmışım, zihnime yazmıştım hemen:zihnime yazmıştım hemen: “—Kadının geçim hususunda erkeğe ticarethanesinde yardımcı olmasıdır.” diyor,

“—Kadının geçim hususunda erkeğe ticarethanesinde yardımcı olmasıdır.” diyor,
Peygamber Efendimiz.Peygamber Efendimiz. Şimdi herkes hanımını çalıştırıyor.

Şimdi herkes hanımını çalıştırıyor.
Hanımını bir tarafta çalıştırıyor, kendisi bir tarafta iş yapıyor.Hanımını bir tarafta çalıştırıyor, kendisi bir tarafta iş yapıyor. Hanım çıkıp gidiyor, ellerin işyerinde.Hanım çıkıp gidiyor, ellerin işyerinde. Erkek çıkıyor, bir tarafa.Erkek çıkıyor, bir tarafa. Allah kurtarsın!Allah kurtarsın! İslâmî mantık böyle değil.İslâmî mantık böyle değil. İslâmî mantıkta bey çalışacak,İslâmî mantıkta bey çalışacak, içerideki işleri de hanım yapacak!içerideki işleri de hanım yapacak! Hanım da çalışırsa daha kârlı mı oluyor?

Hanım da çalışırsa daha kârlı mı oluyor?
Hayır, olmuyor.Hayır, olmuyor. Denedim ben.Denedim ben. Memur şehri olan Ankara’da yaşamış bir insan olarak inceledim.Memur şehri olan Ankara’da yaşamış bir insan olarak inceledim. Biz hanımımızı çalıştırmadık ama, inceledik.Biz hanımımızı çalıştırmadık ama, inceledik. Bizim profesörün kızı vardı;Bizim profesörün kızı vardı; damadı bir avukattı, bir yerde çalışırdı, kızı kütüphane müdiresi idi;damadı bir avukattı, bir yerde çalışırdı, kızı kütüphane müdiresi idi; Çocuklar!? Çocuklar ziyan-zebil.Çocuklar!? Çocuklar ziyan-zebil. Ev?’ perişan. Ne olacak?Ev?’ perişan. Ne olacak? Haydi çocuklara bir dadı. Evin silinip süpürülmesine bir hizmetçi.Haydi çocuklara bir dadı. Evin silinip süpürülmesine bir hizmetçi. Akşamleyin, işten geldikleri zaman,

Akşamleyin, işten geldikleri zaman,
adam da, kadın da önlüğü giyer, mutfağa girerler,adam da, kadın da önlüğü giyer, mutfağa girerler, soğuk sıcak bir şeyler zar-zor hazırlarlar, yerler.soğuk sıcak bir şeyler zar-zor hazırlarlar, yerler. Ondan sonra beraber bulaşıkları yıkarlar.Ondan sonra beraber bulaşıkları yıkarlar. Bu mu daha güzel?Bu mu daha güzel? Erkek, eve yorgun geldiği zaman, sıcacık bir yuva terliği çevrilmiş,

Erkek, eve yorgun geldiği zaman, sıcacık bir yuva terliği çevrilmiş,
“Buyur!” denip başköşeye oturtuluyor.“Buyur!” denip başköşeye oturtuluyor. Sıcak bir aş getiriliyor,Sıcak bir aş getiriliyor, ondan sonra buram buram tüten bir kahve getiriliyor,ondan sonra buram buram tüten bir kahve getiriliyor, “—Efendi buyur, iç!” deniliyor.“—Efendi buyur, iç!” deniliyor. Çocuklar elinin önünde peşkir tutuyorlar;

Çocuklar elinin önünde peşkir tutuyorlar;
abdest alıyor, seccadesini yayıyorlar.abdest alıyor, seccadesini yayıyorlar. Bu hayat mı güzel, ötekisi mi güzel?Bu hayat mı güzel, ötekisi mi güzel? Bu güzel, İslâmî hayat güzel!Bu güzel, İslâmî hayat güzel! İngiltere’den bir elçi gelmiş Osmanlı diyarına.

İngiltere’den bir elçi gelmiş Osmanlı diyarına.
“—Osmanlı diyarında kadınlar çarşaflı, peçeli, haremlikte,

“—Osmanlı diyarında kadınlar çarşaflı, peçeli, haremlikte,
kadınlar kafeslerin arkasında.kadınlar kafeslerin arkasında. Zavallılar kim bilir nasıl parmaklıkların arasında mahkûmlar gibiZavallılar kim bilir nasıl parmaklıkların arasında mahkûmlar gibi demir parmaklıklara tutunup bakıyorlar.” deyip merak ediyor.demir parmaklıklara tutunup bakıyorlar.” deyip merak ediyor. İngiltere’den gelmiş Lady Montagu;

İngiltere’den gelmiş Lady Montagu;
bakmış, hiç tahmin ettiği gibi değil.bakmış, hiç tahmin ettiği gibi değil. Mektup yazıyor, diyor ki:Mektup yazıyor, diyor ki: “—Aziz kardeşim! Bu İstanbul beni çok şaşırttı.

“—Aziz kardeşim! Bu İstanbul beni çok şaşırttı.
Hiç tahmin ettiğim gibi değil.Hiç tahmin ettiğim gibi değil. Ben, kadınları haremde kafeslerin arkasında kuşlar gibi esir sanıyordum;Ben, kadınları haremde kafeslerin arkasında kuşlar gibi esir sanıyordum; hiç öyle değil.hiç öyle değil. Son derece güzel eğitim görmüşler, son derece görgülüler, son dereceSon derece güzel eğitim görmüşler, son derece görgülüler, son derece intizamlılar, zarifler, hoş sohbetler, giyim, kuşam vs. bakımından...”intizamlılar, zarifler, hoş sohbetler, giyim, kuşam vs. bakımından...” Her şeylerine hayran kalmış.

Her şeylerine hayran kalmış.
Mektubunda böyle yazıyor.Mektubunda böyle yazıyor. Muhterem kardeşlerim!

Muhterem kardeşlerim!
Bizim bir medeniyetimiz varmış, masal gibi;

Bizim bir medeniyetimiz varmış, masal gibi;
bir kültürümüz varmış, efsane gibi.bir kültürümüz varmış, efsane gibi. Her şeyimiz, hoş tatlıymış, her şeyimiz antikaymış,Her şeyimiz, hoş tatlıymış, her şeyimiz antikaymış, işlemeliymiş, süslüymüş, kibarmış, güzelmiş.işlemeliymiş, süslüymüş, kibarmış, güzelmiş. Emin olun!

Emin olun!
Rahmetli dedemin kitaplarını karıştırırken buldum.

Rahmetli dedemin kitaplarını karıştırırken buldum.
Fatih Medresesi’nde talebe iken mektup yazmış köye.Fatih Medresesi’nde talebe iken mektup yazmış köye. Mektubunu Diyanet Gazetesi’nde neşrettim.Mektubunu Diyanet Gazetesi’nde neşrettim. Kendim ismimi vermedim de yani eski insanlar nasıl mektup yazarmış,Kendim ismimi vermedim de yani eski insanlar nasıl mektup yazarmış, ne gibi kelimeler kullanırlarmış,ne gibi kelimeler kullanırlarmış, nasıl tatlı, sevgi dolu hitaplar; saygı dolu, edep terbiye dolu bir anlayış?nasıl tatlı, sevgi dolu hitaplar; saygı dolu, edep terbiye dolu bir anlayış? Hayran kaldım kendim.Hayran kaldım kendim. Osmanlı terbiyesi şahane bir terbiye...Osmanlı terbiyesi şahane bir terbiye... Giyimi güzel, evi güzel, haremi-selamlığı ayrı olması güzel, kafesi güzel,

Giyimi güzel, evi güzel, haremi-selamlığı ayrı olması güzel, kafesi güzel,
cumbası güzel, konağı güzel, bahçesi güzel...cumbası güzel, konağı güzel, bahçesi güzel... Benim her şeyi çok hoşuma gidiyor.Benim her şeyi çok hoşuma gidiyor. Şiiri, edebiyatı, İlâhîleri güzel; minareleri güzel,Şiiri, edebiyatı, İlâhîleri güzel; minareleri güzel, kandilleri güzel, her şeyi güzelmiş bırakmışız.kandilleri güzel, her şeyi güzelmiş bırakmışız. Hep iyiyi bırakmışız kötüye, daha kötüye;Hep iyiyi bırakmışız kötüye, daha kötüye; yani affedersiniz, attan indirip merkebe bindirmişler bizi.yani affedersiniz, attan indirip merkebe bindirmişler bizi. Merkepten de indirmişler, yaya bırakmışlar,Merkepten de indirmişler, yaya bırakmışlar, yaya da bırakmamışlar, yatırmışlar;yaya da bırakmamışlar, yatırmışlar; takımı çamura yatırmışlar, yazık etmişler.takımı çamura yatırmışlar, yazık etmişler. İşte bizim ev hayatımız bu!

İşte bizim ev hayatımız bu!
Bizim ev hayatında örneğimiz, Nasıl olmamız gerekiyor? İşte böyle!Bizim ev hayatında örneğimiz, Nasıl olmamız gerekiyor? İşte böyle! Gidin televizyon programlarında görün!Gidin televizyon programlarında görün! Başka milletlerin, başka kültürlerin, ev hayatını görün!Başka milletlerin, başka kültürlerin, ev hayatını görün! Kadınların, erkeklerin birbirleriyle olan ilişkilerinin rezaletini anlayın!Kadınların, erkeklerin birbirleriyle olan ilişkilerinin rezaletini anlayın! İstanbulda bir TV dizisinden bahsediyorlar.İstanbulda bir TV dizisinden bahsediyorlar. Bir Amerikan ailesi dizisi:Bir Amerikan ailesi dizisi: Dallas tamam.Dallas tamam. Dallas dizisi diye birşeyden bahsediyorlar.Dallas dizisi diye birşeyden bahsediyorlar. Bin bir rezalet, bin bir kepazelik, namussuzluk, ahlâksızlık, hile.Bin bir rezalet, bin bir kepazelik, namussuzluk, ahlâksızlık, hile. Adamlar yani romandir, hikayedir bilmem nedir falan diye derken.Adamlar yani romandir, hikayedir bilmem nedir falan diye derken. Hani, Osmanlı şairi demiş ki;Hani, Osmanlı şairi demiş ki; “Şecaat arz ederken merd-i kıbtî sirkatin söyler.”“Şecaat arz ederken merd-i kıbtî sirkatin söyler.” Kahramanlıkmış gibi bir şeyini anlatırken, kıptininKahramanlıkmış gibi bir şeyini anlatırken, kıptinin delikanlısı, yaptığı hırsızlıkları anlatırmış. Böyle bir söz var.delikanlısı, yaptığı hırsızlıkları anlatırmış. Böyle bir söz var. Onların hali öyle imiş.Onların hali öyle imiş. Bizim halimiz böyle!

Bizim halimiz böyle!
Efendinin karşısında kadın el pençe divan durur.Efendinin karşısında kadın el pençe divan durur. “—Efendi, Allah sana yardımcı olsun!

“—Efendi, Allah sana yardımcı olsun!
Günün hayırlı olsun!Günün hayırlı olsun! Allah işlerini rast getirsin!Allah işlerini rast getirsin! Sakın bize haram karışık lokma getirme;Sakın bize haram karışık lokma getirme; çocuklarımızı mahvetme, evimizin huzurunu bozma;çocuklarımızı mahvetme, evimizin huzurunu bozma; biz senden çok gıda istemiyoruz, süs istemiyoruz, zînet istemiyoruz.biz senden çok gıda istemiyoruz, süs istemiyoruz, zînet istemiyoruz. Yeter ki bize helâl getir! Aman efendi! Canını üzme.Yeter ki bize helâl getir! Aman efendi! Canını üzme. Allah helâlinden ne verdiyse biz ona razıyız!” diye uğurlarmış.Allah helâlinden ne verdiyse biz ona razıyız!” diye uğurlarmış. Akşam geldiği zaman evde,Akşam geldiği zaman evde, bir kere kşam namazından sonra, dışarıda kimse olmazdı.
bir kere kşam namazından sonra, dışarıda kimse olmazdı.
Ben ortaokula, liseye giderken,Ben ortaokula, liseye giderken, akşam namazından sonra eve giderken, yüreğim ağzıma gelip giderdi.akşam namazından sonra eve giderken, yüreğim ağzıma gelip giderdi. Evde ne olacak şimdi diye.Evde ne olacak şimdi diye. İslâmî ailede hava kararmadan, eve gelinir.İslâmî ailede hava kararmadan, eve gelinir. Akşam yemeğinde herkes toplaşır.Akşam yemeğinde herkes toplaşır. Görüyorsunuz işte! Oruçlu ise oruç akşam namazında bozuluyor.Görüyorsunuz işte! Oruçlu ise oruç akşam namazında bozuluyor. Bir muhabbet...Bir muhabbet... E camilerimiz varmış mahallelerde herkes yatsı namazında camiye gidermiş.E camilerimiz varmış mahallelerde herkes yatsı namazında camiye gidermiş. Bütün mahalle birbirini görürmüş.Bütün mahalle birbirini görürmüş. Ne kadar güzel!Ne kadar güzel! Çocukların terbiyesi güzel.Çocukların terbiyesi güzel. Büyüklere saygılı, oturmak kalkmak,Büyüklere saygılı, oturmak kalkmak, aman büyüklerin yanında konuşulmaz evladım vesaire.aman büyüklerin yanında konuşulmaz evladım vesaire. Büyükler evlatlarını izlerken karşı sevmezlermiş.Büyükler evlatlarını izlerken karşı sevmezlermiş. Uyurken severlermiş. Büyük uyurken sever. Şımarmasın diye.Uyurken severlermiş. Büyük uyurken sever. Şımarmasın diye. Biz o terbiyeleri unuttuk.Biz o terbiyeleri unuttuk. Çocuklarımız şimdi zavallılar. Davacı olacaklar bizden.Çocuklarımız şimdi zavallılar. Davacı olacaklar bizden. Niye bize güzel terbiyeler öğretmedin diye büyüdüğü zaman.Niye bize güzel terbiyeler öğretmedin diye büyüdüğü zaman. Yani bir ciddiyet varmış.Yani bir ciddiyet varmış. Ben hâlâ doğu anadoluda falan giderim, görürüm, hayran olurum.Ben hâlâ doğu anadoluda falan giderim, görürüm, hayran olurum. Bozulmamış yerlerde böyle.Bozulmamış yerlerde böyle. Böyle bir saygı vardır babasına karşı, büyüğüne karşı.Böyle bir saygı vardır babasına karşı, büyüğüne karşı. Bir şey söylersin, nasılsın dersin, hemen bir şey şey yaparsın.Bir şey söylersin, nasılsın dersin, hemen bir şey şey yaparsın. Hemen doğrulur, emrin başım gözüm üstüne filan diye.Hemen doğrulur, emrin başım gözüm üstüne filan diye. Sözleri bile hoşuma gidiyor.Sözleri bile hoşuma gidiyor. Böyle bir gayet güzel, can alıcı, gönül alıcı, gönül yapıcı, hoşa giden şeyler.Böyle bir gayet güzel, can alıcı, gönül alıcı, gönül yapıcı, hoşa giden şeyler. İşte Peygamber Efendimiz'in hayatı.İşte Peygamber Efendimiz'in hayatı. Yani bizim güzelliklerimiz nereden geliyormuş?Yani bizim güzelliklerimiz nereden geliyormuş? Muhterem kardeşlerim, bilin ki yani tarihi inceleyen,

Muhterem kardeşlerim, bilin ki yani tarihi inceleyen,
Osmanlı tarihini üzerinde çalışan bir kimse olarak,Osmanlı tarihini üzerinde çalışan bir kimse olarak, edebiyat üzerinde çok net olarak İslam tarihi üzerinde çalışan,edebiyat üzerinde çok net olarak İslam tarihi üzerinde çalışan, sanat tarihi üzerinde çalışan bir kimse olarak söylüyorum:sanat tarihi üzerinde çalışan bir kimse olarak söylüyorum: Bizde ki bütün güzellikler İslam'dan geliyor.Bizde ki bütün güzellikler İslam'dan geliyor. İslam, iman, Kur'an, Resulullah'ın hadisi şerifleri;

İslam, iman, Kur'an, Resulullah'ın hadisi şerifleri;
bunlar önüne koymuş büyükler.bunlar önüne koymuş büyükler. Biz de efendisinin ismini söylemez kadın.Biz de efendisinin ismini söylemez kadın. “—Söyle.”

“—Söyle.”
Ahmet gel, Hasan git, söyle!

Ahmet gel, Hasan git, söyle!
Söylemezdi.Söylemezdi. Ne derdi? Efendi derdi.Ne derdi? Efendi derdi. Adam karısının ismini söylemez.Adam karısının ismini söylemez. Bizim köyde bana bak derler, beri bak derler.Bizim köyde bana bak derler, beri bak derler. Ne? Bana bak, beri bak. İsim söylemez.Ne? Bana bak, beri bak. İsim söylemez. Bir saygı var. Çünkü isim söylenmek eşitlik alameti gibi oluyor,Bir saygı var. Çünkü isim söylenmek eşitlik alameti gibi oluyor, biraz saygısızlık gibi oluyor; isim söylenmez. Lakap da söylenmiyor.biraz saygısızlık gibi oluyor; isim söylenmez. Lakap da söylenmiyor. Bunlar güzel şeyler, tatlı şeylerdir, hoş şeylerdir.

Bunlar güzel şeyler, tatlı şeylerdir, hoş şeylerdir.
Bunlar antika. Yani eski ama. Güzel şeylerdir.Bunlar antika. Yani eski ama. Güzel şeylerdir. Bunların hepsinin, hepsinin tabii ana kaynağıBunların hepsinin, hepsinin tabii ana kaynağı o güzeller güzeli ahlaka sahip olan o Allah'ın eşşiz peygamberi,o güzeller güzeli ahlaka sahip olan o Allah'ın eşşiz peygamberi, âlemlere rahmet olarak gönderdiği Muhammed-i Mustafa'sıdır.âlemlere rahmet olarak gönderdiği Muhammed-i Mustafa'sıdır. İşte bak, Ayşe anamız şahitlik ediyor.İşte bak, Ayşe anamız şahitlik ediyor. Bize ipucu veriyor.Bize ipucu veriyor. Özel hayatlarından perdeyi aralayıp bize bir sahne gösteriyor.Özel hayatlarından perdeyi aralayıp bize bir sahne gösteriyor. Rasûlüllah SAS eve geldiği zaman nasıl bir kimseydi?

Rasûlüllah SAS eve geldiği zaman nasıl bir kimseydi?
İnsanların en yumuşağıydı. Kadife gibiydi, pamuk gibiydi.İnsanların en yumuşağıydı. Kadife gibiydi, pamuk gibiydi. İnsanların en lütufkârıydı.İnsanların en lütufkârıydı. İsteyene istediğini verir, cömert davranır, gönlünü alırdı.İsteyene istediğini verir, cömert davranır, gönlünü alırdı. Sonra? Çok mütebessimdi.

Sonra? Çok mütebessimdi.
Etrafa gülücük, tebessüm dağıtan bir hali vardı.Etrafa gülücük, tebessüm dağıtan bir hali vardı. Biz! birkaç akşamdır söylüyorum. Biz nasılız?Biz! birkaç akşamdır söylüyorum. Biz nasılız? Diplomamız olabilir. Belki diplomamız da yoktur da. Diplomamız olabilir.Diplomamız olabilir. Belki diplomamız da yoktur da. Diplomamız olabilir. Şu mektepten, bu mektepten, diploma almışızŞu mektepten, bu mektepten, diploma almışız ama bizim bir de kardeşlik arkadaşlık,ama bizim bir de kardeşlik arkadaşlık, sevgi, saygı, edep, erkân, yol, usul,sevgi, saygı, edep, erkân, yol, usul, bir de bundan diploma almamız lazım!bir de bundan diploma almamız lazım! Bu da önemli. Bu daha önemli…Bu da önemli. Bu daha önemli… Eskiden bunların diploması oluyormuş.

Eskiden bunların diploması oluyormuş.
Adam tekkeye gidiyormuş, eğitim görüyormuş.Adam tekkeye gidiyormuş, eğitim görüyormuş. Eyvallah demeyi öğreniyormuş.Eyvallah demeyi öğreniyormuş. Hizmet etmeyi öğreniyormuş,Hizmet etmeyi öğreniyormuş, büyüklere saygı göstermeyi öğreniyormuş,büyüklere saygı göstermeyi öğreniyormuş, küçükleri sevmeyi öğreniyormuş, hayvanları korumayı öğreniyormuş,küçükleri sevmeyi öğreniyormuş, hayvanları korumayı öğreniyormuş, hasta hayvanları tedavi etmeyi öğreniyormuş,hasta hayvanları tedavi etmeyi öğreniyormuş, merhameti öğreniyormuş, sevgiyi öğreniyormuş;merhameti öğreniyormuş, sevgiyi öğreniyormuş; bir “icazet” veriyorlarmış.bir “icazet” veriyorlarmış. “—Diploma işte!

“—Diploma işte!
Haydi, sen derviş oldun.”Haydi, sen derviş oldun.” Üç sene mutfakta hizmet ediyormuş,

Üç sene mutfakta hizmet ediyormuş,
bilmem ne kadar şurada hizmet ediyormuş,bilmem ne kadar şurada hizmet ediyormuş, ondan sonra çıkıyormuş ortaya bir insan,ondan sonra çıkıyormuş ortaya bir insan, insan-ı kamil bir çelebi, bir Osmanlı efendisi, bir tatlı şahıs...insan-ı kamil bir çelebi, bir Osmanlı efendisi, bir tatlı şahıs... Bugün hâlâ Arap ülkelerinde, bir kimse bir kimseye iltifat edeceği zaman,

Bugün hâlâ Arap ülkelerinde, bir kimse bir kimseye iltifat edeceği zaman,
Beyefendi çok naziksiniz, çok lütufkârsınız.Beyefendi çok naziksiniz, çok lütufkârsınız. Araplar diyorlarmış ki:Araplar diyorlarmış ki: “—Ente Osmanlî, ente Osmanlî!”

“—Ente Osmanlî, ente Osmanlî!”
Sen çok centilmensin, çok naziksin, lütufkârsın demek istiyorlarmış.

Sen çok centilmensin, çok naziksin, lütufkârsın demek istiyorlarmış.
Bunları öğrenmemiz lazım!Bunları öğrenmemiz lazım! Evimizde nasılız?

Evimizde nasılız?
İşte hadis-i şerif, işte Peygamberimiz, Efendimiz, başımızın tacı, rehberimiz, numune-i imtisalimiz...İşte hadis-i şerif, işte Peygamberimiz, Efendimiz, başımızın tacı, rehberimiz, numune-i imtisalimiz... Herşeyiyle kendisine bağlandığımız o mübarek zat.Herşeyiyle kendisine bağlandığımız o mübarek zat. İşte o evinde hanımına çocuklarına karşı, mütebessim, tatlı dilli, güleç yüzlü!İşte o evinde hanımına çocuklarına karşı, mütebessim, tatlı dilli, güleç yüzlü! Biz nasılız? Konuşmamız nasıl?Biz nasılız? Konuşmamız nasıl? Âlimlerin sözleri lâ’l ü mercan incidir; Câhillerin sözleri dâimâ can incidir.

Âlimlerin sözleri lâ’l ü mercan incidir; Câhillerin sözleri dâimâ can incidir.
Ama âlim ille okuldan diploma alan değil,

Ama âlim ille okuldan diploma alan değil,
ahlâktan diploma alan da olabilir.ahlâktan diploma alan da olabilir. Âlim konuştuğu zaman sözü tatlıdır;Âlim konuştuğu zaman sözü tatlıdır; lâ’l ü mercan, inci gibi tatlı, güzel konuşur.lâ’l ü mercan, inci gibi tatlı, güzel konuşur. Câhil de daima kalp kırar, bağırır, çağırır.Câhil de daima kalp kırar, bağırır, çağırır. Çocuğa bir tokat, ötekisine bir bağırma, bir kavga bir gürültü,Çocuğa bir tokat, ötekisine bir bağırma, bir kavga bir gürültü, tabaklar yerde vs. Küsüşürler, üç gün karı koca dargın;tabaklar yerde vs. Küsüşürler, üç gün karı koca dargın; Veyahut, ayrılmağa karar verirler.Veyahut, ayrılmağa karar verirler. Adam geliyor:

Adam geliyor:
“—Hocam! çok mahrem bir ailevi meseleyi sizinle görüşmek istiyorum!”

“—Hocam! çok mahrem bir ailevi meseleyi sizinle görüşmek istiyorum!”
“—Hayr ola!”

“—Hayr ola!”
“—Ben çok sinirlendim,

“—Ben çok sinirlendim,
hanımı boşadım.hanımı boşadım. Şimdi bizim halimiz ne olacak?”Şimdi bizim halimiz ne olacak?” Bir sinirlenmiş, bir esmiş, bir tozmuş sonradan da pişman olmuş.

Bir sinirlenmiş, bir esmiş, bir tozmuş sonradan da pişman olmuş.
Bakmış pabuç pahalı.Bakmış pabuç pahalı. “—Şimdi bizim halimiz ne olacak?”“—Şimdi bizim halimiz ne olacak?” Allah cc., Ramazan orucunun farz olduğunu bildirdiği âyet-i kerime’de ne diyordu:

Allah cc., Ramazan orucunun farz olduğunu bildirdiği âyet-i kerime’de ne diyordu:
Ramazanın başında söyledik.Ramazanın başında söyledik. Yâ eyyühe’llezîne âmenû

Yâ eyyühe’llezîne âmenû
“Ey iman edenler!“Ey iman edenler! Kütibe aleykümü’s-sıyâmuKütibe aleykümü’s-sıyâmu Sizin boynunuza, oruç bir farz olarak yazıldı.Sizin boynunuza, oruç bir farz olarak yazıldı. Ramazan’da bu orucu tutacaksınız.”Ramazan’da bu orucu tutacaksınız.” Kemâ kütibe alellezîne min kabliküm

Kemâ kütibe alellezîne min kabliküm
“Sizden evvelki ümmetlere farz kılındığı, yazılmış olduğu gibi, size de farz kılındı!“Sizden evvelki ümmetlere farz kılındığı, yazılmış olduğu gibi, size de farz kılındı! Lealleküm tettekûn

Lealleküm tettekûn
Ta ki, oruç tutarak nefsinize hakim olmayı, vicdanınızı muhasebe,Ta ki, oruç tutarak nefsinize hakim olmayı, vicdanınızı muhasebe, kendinizi kontrol etmeyi,kendinizi kontrol etmeyi, duygularınızı dizginlemeyi öğrenesiniz de,duygularınızı dizginlemeyi öğrenesiniz de, takva ehli insan olabilesiniz diye.”takva ehli insan olabilesiniz diye.” Yâni “Zarif, kâmil olgun insan olabilesiniz diye

Yâni “Zarif, kâmil olgun insan olabilesiniz diye
orucu size Allah farz etti!” demişti, ayet-i kerime.orucu size Allah farz etti!” demişti, ayet-i kerime. Bunu izah etmiştik.

Bunu izah etmiştik.
Bir ay oruç tuttuk; yemedik, içmedik.Bir ay oruç tuttuk; yemedik, içmedik. Elveda yâ şehri gufrân!Elveda yâ şehri gufrân! Bu akşam son teravih.Bu akşam son teravih. Yarın ara da bul bakalım, gitti.Yarın ara da bul bakalım, gitti. Şimdi bir ay oruç tuttuk kendimize hakim olduk.Şimdi bir ay oruç tuttuk kendimize hakim olduk. Bundan sonra kendimize hakim olamayacak mıyız?

Bundan sonra kendimize hakim olamayacak mıyız?
Çarşıda kızmamayı öğrenemeyecek miyiz?Çarşıda kızmamayı öğrenemeyecek miyiz? Evde sinirlenmemeyi öğrenemeyecek miyiz?,Evde sinirlenmemeyi öğrenemeyecek miyiz?, Tatlı dilli olmayı öğrenemeyecek miyiz?,Tatlı dilli olmayı öğrenemeyecek miyiz?, aç insanın halini anlamayı öğrenemeyecek miyiz?aç insanın halini anlamayı öğrenemeyecek miyiz? Ona yardım etme duygusu kalbimizden coşmayacak mı?Ona yardım etme duygusu kalbimizden coşmayacak mı? Şu oruçtan, şu Ramazan’dan aldığımız feyizler,Şu oruçtan, şu Ramazan’dan aldığımız feyizler, Ramazan gider gitmez uçup gidecek mi?Ramazan gider gitmez uçup gidecek mi? Sıfır mı?Sıfır mı? Tesir etmedi mi bize, bu iksir bizim hastalıklarımızı geçirmedi mi?Tesir etmedi mi bize, bu iksir bizim hastalıklarımızı geçirmedi mi? Şifa olmadı mı?Şifa olmadı mı? Allah, oruçları kabul edilenlerden eylesin...

Allah, oruçları kabul edilenlerden eylesin...
ibadetleri makbul olanlardan eylesin…ibadetleri makbul olanlardan eylesin… Orucun kendisinin ahlâkına müsbet tesir ettiği kimselerden eylesin…Orucun kendisinin ahlâkına müsbet tesir ettiği kimselerden eylesin… Nefsini yenmiş olmayı nasip eylesin…Nefsini yenmiş olmayı nasip eylesin… Sevdiği razı olduğu, tatlı dilli, güleç yüzlü, hoş halli, merhametli,Sevdiği razı olduğu, tatlı dilli, güleç yüzlü, hoş halli, merhametli, hayır sever, iyilik sever, olgun, kamil, arif- zarif insanlar olmayı;hayır sever, iyilik sever, olgun, kamil, arif- zarif insanlar olmayı; Allah cümlemize, çoluk çocuğumuza, hanımlarımıza, hepimize nasip eylesin…Allah cümlemize, çoluk çocuğumuza, hanımlarımıza, hepimize nasip eylesin… Hanım bir alem olsun; zerafet, edep, terbiye, haya, namus timsali…

Hanım bir alem olsun; zerafet, edep, terbiye, haya, namus timsali…
Erkek, bir abide olsun; mertlik, dürüstlük, doğru sözlülük,Erkek, bir abide olsun; mertlik, dürüstlük, doğru sözlülük, merhametlilik, babacanlık, vakurluk abidesi…merhametlilik, babacanlık, vakurluk abidesi… Allah, bizim huylarımızı düzeltsin!Allah, bizim huylarımızı düzeltsin! Allah insanların yüzüne, elbisesine, omuzuna, ünvanına bakmaz.

Allah insanların yüzüne, elbisesine, omuzuna, ünvanına bakmaz.
Nesine bakar? Kalbine, kalbinin temizliğine ahlâkına bakar!Nesine bakar? Kalbine, kalbinin temizliğine ahlâkına bakar! Bir insanın ahlâkı güzel olursa, o insan geceleri sabahlara kadar ibadet etmiş,Bir insanın ahlâkı güzel olursa, o insan geceleri sabahlara kadar ibadet etmiş, gündüzleri akşamlara kadar oruç tutmuş insanın kazandığı sevabı alır,gündüzleri akşamlara kadar oruç tutmuş insanın kazandığı sevabı alır, güzel huyundan dolayı.güzel huyundan dolayı. Allah, şu andan itibaren, ahlâklı olma hususunda,

Allah, şu andan itibaren, ahlâklı olma hususunda,
ayağımızı hiç kaydırtmadan yaşamayı bize nasip etsin…ayağımızı hiç kaydırtmadan yaşamayı bize nasip etsin… En ahlâklı, en olgun en kamil, en sevdiği kullar olarak yaşamayı,En ahlâklı, en olgun en kamil, en sevdiği kullar olarak yaşamayı, Allah cümlemize nasip eylesin…Allah cümlemize nasip eylesin… O Habib-i Edibinin yolunda yürüyen has ümmetlerinden olmayı,O Habib-i Edibinin yolunda yürüyen has ümmetlerinden olmayı, Allah’ın has kullarından olmayı nasip etsin!Allah’ın has kullarından olmayı nasip etsin!
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2